Kafkasya bölgesinin “küçük emperyalist”i Gürcüstan, Ağustos ayı başında son ikiyüzelli yıllık tarihindeki sayısız aptalca hareketlerinden birini daha gerçekleştirdi.
Tiflis, 8 Ağustos’da Güney Osetya’ya saldırarak şoven-emperyal insiyaklarının artarak devam ettiğini bir kez daha ispatladı.
Gelişmeleri, savaşın acımasızlığını ve yıkıcılığını, hep birlikte ibretle ve üzüntüyle seyrettik. 4-5 günlük savaş Rusya’nın Gürcüstan’ı ezmesiyle sonuçlandı. Halk diliyle özetleyecek olursak, “dinsizin hakkından imansız geldi!”
Güney Osetya’nın ve Abhazya’nın işgal altındaki topraklarını Rusya desteği ile geri alması bir yönü ile kazanç ve zafer ise bir yönü ile işgal gücünün isim değiştirmesidir. İki cumhuriyetin Rus nüfuzuna tamamen ram olması Kafkasyalıların gelecek tasarımları için çok ciddi bir tehdittir.
Sonuçta maalesef tüm Kafkasyalılar hep birlikte kaybettik.
Kazanan ise, bölgenin trajik tarihinin gerçek sorumlusu Rusya ve diğer küresel güçler.
Tüm bölgesel ve küresel güçler muhakkak ki şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da son durumdan kendilerine faturalanan kar ve zararı en ince ayrıntısına kadar hesaplıyor ve çıkarlarını maksimize etmeye çalışıyorlardır.
Kaybeden taraf olarak biz ne yapacağız?
…
300 yıllık bir tarihsel sürece denk gelen “Kafkasya Problemi,” çözümü de çözümsüzlüğü de kendi içinde taşımaktadır.
Problemin çözümünün temel şartı bölgeye ait olan problemlerin öncelikle bölge insanlarınca ve hepsinin hak ve hukukunu gözeterek çözülmesidir.
Kafkasya insanı tüm etnik-dini ve sosyo-politik farklılıklarını bir kenara bırakarak bu coğrafyada birlikte, barış içinde nasıl yaşayabileceklerini formüle etmelidirler.
Halkların birbirlerine yönelik şoven bakışları ve emperyal tutumları bu coğrafyanın kendi kanlarıyla yeniden yoğrulmasına yol açmakta ve tek kaybeden de kendileri olmaktadır.
Bu durum, Kafkasya’da birliğin, özgürlüğün, barışın, huzurun ve bağımsızlığın önündeki en önemli birinci engeldir. Hemen hemen tüm Kafkas halklarının hakim politik jargonunda az veya çok oranda bulunan ve tüm politik çizgilerin genetiğine yerleşmiş bir virüs gibi duran bu fenomenin en dikkat çekici ve zararlı olanı Gürcü şovenizmidir.
Rus Çarlığıyla 1783’de başlayan himaye döneminin ardından gelişen Gürcü şovenizmi, SSCB döneminde Stalin’in özel çabalarıyla daha da palazlanmış ve günümüze kadar ulaşmıştır.
Gürcü yönetimlerinin ve entelektüel gruplarının politik geleneği şoven damarlarından arındırılmadığı taktirde hem kendi başlarını, hem de tüm komşu halkların başlarını yakmaya devam edeceklerdir.
…
Bu satırları yazarken konuyla çok alakalı iki tarihsel süreci ve politik tecrübeyi tekrar hatırladım.
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1918-1922) ve Kafkas Halkları Konfederasyonu (1989-1994).
Kuzey Kafkasyalıların politik tarihi içinde çok önemli iki dönemecin en etkili aktörleriydi Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ve Kafkas Halkları Konfederasyonu.
Rus sömürgeciliğine karşı Kuzey Kafkasya üzerinde yeniden direnişi örgütleyen bu iki yapı, bir yandan Rus hegemonyasına direnirken, bir yandan da “küçük emperyalist” Gürcüstan’ı dizginlemeye çalışıyordu. Yakın tarihimiz bu çabaların onlarca örneği ile dolu.
Kuzey Kafkasyalılar bu dönemlerde Gürcüstan’ın emperyalist iştahını köreltmek ve Gürcü şovenizmini pasivize etmek için “Kafkas Kardeşliği” idealine azami özeni göstererek samimi bir şekilde çaba göstermişler, yaptıkları karşılıksız jestlerle Gürcü liderliğini ve politik kadrolarını aklı selime davet etmişlerdi.
Ama nafile olmuştu tüm bu çabalar. Her iki dönem de hayal kırıklıklarıyla sona ermişti.
Şovenizm akl-ı selime galip gelmişti…
Günümüzde de aynı politik hatalar devam ediyor maalesef. “’Demokratik’ Gürcüstan Cumhuriyeti’nin yöneticileri de Kafkasya’nın ve Kafkasötesi’nin işgalinde Rus Çarlığı’nın taşeronluğunu yapmış bulunan atalarının budalaca ‘siyasetini’ sürdürüyorlar”.[2]”.
Ama bize düşen de her türlü şovenizme karşı çıkarak Gürcüstan’ın “budala” liderliğini yine usanmadan akli selime davet etmek…
Allah tüm insanları dar görüşlülükten, ilkellikten ve yobazlıktan korusun!
…
Geçmişte Gürcüstan’ı akl-ı selime davet eden çabalardan ve sonuçlarından iki örnek:
Tarih: 1917
Kuzey Kafkasya’nın Abhazya bölgesinin merkezi Akua'da (Sohum), “Abhaz Halkının Kongresi” 8 Kasım’da toplanmıştı. Kongre, çalışmalarının sonunda sonradan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ne dönüşecek olan Kafkasya Dağlı Halkları Birliği'ne katılma kararı almış, birliğin yerel iktidar organı olarak görev yapacak olan “Abhaz Halk Konseyi” ni oluşturmuştu.
“Abhaz Halkının Kongresi”ne gözlemci olarak katılan ünlü Gürcü sosyal-demokratlardan A. Çenkeli'nin başkanlığındaki dört Devlet Duması üyesi Gürcü kurulu da Abhazları Kafkasya Dağlı Halkları Birliği'ne katılmaktan vazgeçirmek gayesiyle kulis faaliyetlerinde bulunmuşlar fakat başarılı olamamışlardı.
Kongre sonunda, Abhaz Halk Konseyi Başkanlığına Aleksandr Çaçba (Şervaşidze), Kafkasya Dağlıları Birliği (Kuzey Kafkasya) Hükümeti Abhazya bölgesi temsilciliğine Simon Basariya getirilmişti.
“Abhaz Halkının Kongresi” yayınladığı bildiride Abhaz Halk Konseyi'ne şu görevleri vermiştir:
“...Birçok şeyin daha kurulmadan çöktüğü, birçok şeyin yeniden kurulduğu, tüm Rusya gibi Abhazya'nın yaşam koşulları ve ortamının da kökten değişimlere uğradığı bu yaşanan hareketli dönemde, her halk, çıkarlarının suikastlardan zarar görmemesi ve Rusya'nın yeni temeller üzerinde kurulması sırasında unutulmaması için gerekenleri duyarlılıkla yerine getirmek durumundadır.
Abhaz halkı, haklarını savunmak durumunda kalırsa, kardeşleri olan Kuzey Kafkasya ve Dağıstan halklarının kendisine yardım edeceklerinden emindir. Abhaz Halk Konseyi'nin gelecekteki en önemli görevlerinden biri de Abhaz halkının kendi kaderini kendisinin belirlemesi yolunda çalışmaktır...
Abhaz halkı, Birleşik Kuzey Kafkasya, Dağıstan ve Abhazya Dağlıları'nın Birliği’ne dahildir ve elbette ki kuzeydeki kardeşleriyle en sıkı bağları korumak durumundadır.”[3]
Abhaz Halk Konseyi Başkanı Aleksandr Çaçba (Şervaşidze) da 19 Kasım 1917’de Tiflis’e giderek Gürcü Milli Konseyi’nin açılış toplantısına katılmış ve bir konuşma yapmıştı. Aleksandr Çaçba konuşmasında şunları söylemiştir:
“Sizleri Abhaz Halk Konseyi Adına selamlamaktan onur duyuyorum. Birleşik Kafkasya Dağlı Halkları Birliği’nin bir bölümünü oluşturmakta olan Abhaz halkı, güzel Gürcüstan’ın kendi kaderini kendisi belirleme yolunda atmış olduğu bu ilk adımı kutluyor…
Abhazlar kuzeydeki kardeşleriyle birleşmeyi düşündüklerinden, soylu Gürcü halkını da Kafkasya halklarının genel birliğine katılmaya ikna etmek istiyorlar. Abhazya ise gelecekte Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği’nin eşit hukuklu ve kendini yönetme hakkına sahip bir üyesi olmayı tasarlamaktadır.”[4]
Kuzey Kafkasya Hükümeti 11 Mayıs 1918’de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tüm dünyaya bir bağımsızlık bildirgesi ile ilan ederken cumhuriyetin sınırlarını, “ kuzeyde Dağıstan, Stavropol, Terek, Kuban ve Karadeniz il ve sancaklarının eski Rusya İmparatorluğu’ndaki coğrafi sınırları, batıda Karadeniz, doğuda Hazar Denizi olacak, güneyde, ayrıntıları Kafkasötesi Hükümeti ile görüşmeler suretiyle saptanacak bir sınıra sahip olacaktır[5]şeklinde açıklıyordu.
Kuzey Kafkasya Hükümeti Gürcü liderliğinin “Megalo İdea”sını bildiği halde, büyük bir samimiyetle Abhazya’nın da içinde bulunduğu Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin güney sınırlarındaki ayrıntıların, Gürcüstan’ın da içinde bulunduğu Kafkasötesi Hükümeti ile görüşmeler sonunda çözüleceğini ilan ediyordu.
Kuzey Kafkasya Hükümeti’nin barışsever jestlerine ve Abhaz Halk Konseyi’nin yeni Gürcü yönetimini kutlayan ve kardeşce, barış içinde bir arada yaşama dileklerine Gürcü liderliğinin verdiği cevap ise Abhazya’ya saldırmak olmuştur. 17 Mayıs 1918’de V. Cugeli komutasındaki Gürcü milli muhafız birlikleri, Kafkasötesi Hükümeti Başkanı A. Çenkeli (Gürcü) ve Gürcü Milli Konseyi Başkanı N. Jordaniya’nın talimatlarıyla “Bolşevizmi yok etmek” bahanesi ile Abhazya’ya girmiş ve aynı gün Sohum’daki Sovyet yönetimi devirmişti.[6]
Tarih: 1989
25 Ağustos’da 7 Kafkas halkı temsilcilerinin ortak kararıyla Akua (Sohum)’da, kurulan Kafkas Dağlı Halklar Birliği (Kafkas Halkları Konfederasyonu), kongre boyunca bölgedeki acil Abhaz-Gürcü sorununa çözüm bulmak için tartışmış ve kongrenin ikinci gününde toplantı sonuç bildirisinde Abhaz ve Gürcü halklarına şu şekilde çağrıda bulunmuştu:
“Bizler, 1. Kafkas Dağlı Halkları Kongresi delegeleri; Abazalar, Adigeler, İnguşlar, Kabardeyler, Çerkesler ve Çeçenler olarak Abhaz ve Gürcü kardeşlerimizin aşırı ve sorumsuzca davranışlar neticesinde kan dökülmesine yol açan olaylarla karşı karşıya kaldığını büyük bir endişe ve acıyla öğrenmiş bulunuyoruz.
Kardeş milletlerin korku, dehşet, kin ve nefretle birbirine baktığını düşünmek ve bunlara inanmak çok güçtür. Böylesi bir olaya tarihimizin hiç bir döneminde rastlamak da mümkün değildir.
Bizler herkesi sağduyu ile davranmaya davet ederken, hepimizin kardeş olduğunu ve hiç bir kardeşin bir diğerini yok etmeyi arzulamaması gerektiğini hatırlatırız.
Dost ellerinizi birbirinize uzatınız. Müşterek problemleri masa başında oturarak, kardeşçe bir ortam içerisinde hallediniz.
Unutmamak gerekir ki, sayıca büyük halklar nüfusu kalabalık olmayan halkları düşünmeye ve onlara yardım etmeye mecburdurlar.
İlişkilerde huzur ve barışın hakim olmasını, sükunet ve dostluğun yerleşmesini içtenlikle dilemeyi kaçınılmaz görev sayarız.”[7]
Yine 1 Ekim 1989’da Nalçik’de, Kafkas Dağlı Halklar Birliği (Kafkas Halkları Konfederasyonu) ve Adige Khase organize ettikleri mitingde Abhaz ve Gürcü halklarına şu şekilde çağrıda bulunmuşlardı:
“Kıymetli kardeşlerimiz!
Hanginizin adını önce anmamız gerektiğini bilemiyoruz, çünkü her biriniz farksız şekilde yakın kardeşimiz durumundasınız.
İki kardeş arasındaki kavga birbirine cephe alma derecesine gelirse, hele kan dökülürse, o zaman üçüncü kardeş olanlar bu olaylara ilgisiz kalamaz. Bütün hadiseler kalbimizde derin üzüntü yaratmıştır.
Biliyoruz ki Gürcüstan halkı tarihinde çok acılar yaşamış, özgürlüğü ve bağımsızlığı için çok kan akıtmıştır. Kabardey-Çerkes savaşçıları en zor anlarda kardeş Gürcü halkının yardımına koşmuşlardır. Bu yıl Nisan ayında Tiflis’te meydana gelen olayları da acı ve nefretle kavradık.
Abhazya’nın karşılaştığı felaketler de bundan az değildir, trajik kaderi de iyi bilinmektedir. Eşi görülmemiş gaddarlıkta cereyan eden ve kesintisiz Kafkas savaşları en ağır darbeleri Adigey ile Abhazya’ya indirmiştir. Nitekim buraların halkı azımsanamayacak bir büyük kısmı bugün yaban ellerde bulunmaktadır.
Bizler Abhaz halkının Gürcü halkına düşmanlık beslemediğini biliyoruz. Bununla birlikte Abhaz halkı dilinin, kültürünün ve milli özelliklerinin geleceği ile ilgili olarak derin endişeler duymaktadır. Özellikle son yıllardaki olayların gösterdiği gibi, bunun inandırıcı sebepleri de vardır. Bizler, onların bu endişelerini paylaşıyoruz ve paylaşmamak da elde değildir. Gürcüstan’ın ve Abhazya’nın gayri resmi örgütlerini, atalarımızın ortaya çıkan bütün problemlerini ve anlaşmazlıkları barış yoluyla çözdükleri yüzlerce yıllık zamanın tecrübelerine ve bilgeliğine başvurmaya çağırıyoruz.
Sizlere yönelik bu endişeli çağrımız, meseleleri barışçı yollardan gidermeye, kardeşçe ve iyi komşuluk ilişkileri kurmaya çalışanların gayretlerini tamamlasın istiyoruz.
Evinize ve topraklarınıza, barış ve saadet dileriz.”[8]
Kafkas Dağlı Halklar Birliği (Kafkas Halkları Konfederasyonu)’nin bu barışsever ve kardeşlik kokan çağrıları Gürcüstan yönetimince yine ahmakça dikkate alınmamış ve Gürcistan çeteleri 14 Ağustos1992’de Abhazya’ya saldırmıştı.
Sonuç hepimizce malum…
[1] Ogonyok, 1989. No:31. (Abhazya ile Gürcüstan’ın Tarihi ve Hukuki İlişkileri. Vladislav Ardzınba. Kafkasya Gerçeği Dergisi, Sayı: 12 sf: 3, Nisan 1993 Samsun.)
[2] Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1917-1922), Sefer E. Berzeg, 1. Cilt, sf: 238, İstanbul BKD Yayını, İstanbul Mart 2003.
[3] Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1917-1922), Sefer E. Berzeg, 1. Cilt, sf: 91-92-93, İstanbul BKD Yayını, İstanbul Mart 2003 “Deklaratsiya syezda Abkhazskogo naroda, prinyataya ne syesde”. Soyuz obyedınennıkh gortsev Severnogo Kavkaza i Dagestana(1917-1918 gg.), Gorskaya Respublika( 1918-1920 gg.). Dokumentı i materialı. S. 79-83. Mahaçkala 1994. Stanislav Lakoba: Oçerki politiçeskoy istorii Abkhazii. S.63. Sohum 1990. Mikhail Tarnava: “Vospominaniya o revolyutsionnom dvijenis v Abhazii za 1917-1921 godı”. Literaturnaya Abkhaziya,1991/1, S. 195.Sohum. İstoriya Abkhaziy. Uçebnoye posobiye. S.283. Gudauta 1993. S. Lakoba: Posle dvukh okkupatsiy. S. 6-8. Gagra 1994. Sbornik materialov 1-y nauçno-praktiçeskoy konferentsii na temu: “İstoriya Gorskikh Narodov Kavkaza (1917-1920 gg.) i nezavisimaya Gorskaya Respublika 11 Mayıs 1918 goda”. S.36. Mahaçkala 1992.
[4] a.g.e., sf: 100, Stanislav Lak’oba: “History: 1917-1918”. The Abkhazians. (edited by George Hewitt). S.89. “Curzon (Caucasus World)”. England.1999.
[5] a.g.e. sf: 193-194. Tasvir-i Efkar gazetesi, 14 Mayıs 1918; İstanbul. P.Kosok: Revolution and Sovietization in The North Caucasus. Caucasian Review, No:3, Munich 1956. Haidar Bammate: Le Problème du Caucase. S.24-25. ( Extrait de La Revue Politique Internationale N de Novembre-Décembre 1918. Avec une carte ethnographigue). Lausanne 1919. Aperçu historique sur les Ciscaucasiens pendant la Guerre Mondiale. Publié par le Comité de bienfaisance de Emigrés Politiques de la Ciscaucasie en Turquie. S.37-38. Constantinople 1918. Haidar Bammate: The Caucasus Problem. Questions concerning Circassia and Daghestan. (Extract of “La Revue Politique Internationale”, November -December 1918. S.30-31. Berne 1919. Ahmet Hazer Hızal: Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası. S.61. Ankara 1961. Kurtatag: “İstoriçeskiye zadaçi Gortsev Kavkaza, II”. Volnıye Gortsı, No:2, S.4. Prag 1927. A. Takho-Godi: Reviyutsiya i kontrrevolyutsiya v Dagestane. S.61-62. Mahaçkala 1927. Soyuz obyedinennıkh gortsev Severnogo Kavkaza i Dagestana (1917 -1918 gg.), Gorskaya Respublika (1918-1920 gg.). S.121. Mahaçkala 1994. Sbornik materialov 1-y nauçno-praktiçeskoy konferentsii na temu: “İstoriya Gorskikh Narodov Kavkaza (1917-1920 gg.) i nezavisimaya Gorskaya Respublika 11 Mayıs 1918 goda”. S.58-59-77. Mahaçkala 1992.
[6] Sohum’daki Sovyet yönetimi 8 Nisan 1918’de Rus Kızılordusu desteği ile ikinci kez denenen ve başarılı olan silahlı bir girişim sonunda Kuzey Kafkasya Hükümeti’ne bağlı Abhaz Halk Konseyi dağıtılarak kurulmuştu. Daha geniş bilgi için bkz: Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1917-1922), Sefer E. Berzeg, 1. Cilt, İstanbul BKD Yayını, İstanbul Mart 2003.
[7] Kuzey Kafkasya Dergisi. sayı:76-77-78, s: 13, İstanbul 1990.
[8] Kuzey Kafkasya Dergisi. sayı:76-77-78, s: 13, İstanbul 1990.