Arama

SURİYE KAFKAS DİASPORASI
Suriye’ye İlk Çerkes Yerleşimleri

19. yüzyılın 60’lı yıllarının ortalarında Suriye’nin kuzeyine gelen ilk Çerkes grupları, Halep Vilayeti’ne bağlı Maraş Sancağı topraklarına yerleşti. Çerkeslere, Osmanlı hükümetine karşı sık sık ayaklanan Zeytun bölgesinin kontrolünü sağlama görevi verilmişti.

Sonra gelen bin kişilik grup, Çerkez lider Jölen Bey başkanlığında 1872 yılında Kafkasya’dan Samsun’a, oradan Kayseri Uzunyayla’ya, oradan da Hama ve Humus şehirleri civarına ve Havran Sancağı sınırları içindeki Golan Tepeleri’ne yerleştirildi. Golan bölgesinin ismini bu Jölen Bey’den aldığı söylenir.

Rumeli Çerkesleri

Çerkeslerin Suriye’ye asıl göç dalgası, başta Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa topraklarından olmak üzere 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı yıllarında başladı. Kafkasya’dan toplu göç yıllarında çok sayıda Çerkes bugünkü Yugoslavya, Bulgaristan, Romanya, Kıbrıs ve Girit adalarına yerleştirilmişti. Rus Çarlığı’nın resmi istatistiki verilerine göre 1876’da Balkanlarda 150.000’den fazla Çerkes yaşıyordu. Bunlardan 90.000’e yakını Bulgaristan’daydı. Çerkesler bu bölgeye Osmanlı Hükümeti tarafından Hıristiyan halkların ulusal-kurtuluş hareketleriyle mücadele etmek amacıyla yerleştirilmişlerdi. Nisan 1876’da Bulgaristan’da çıkan ayaklanmada ve Osmanlı-Rus Savaşı sırasında düzensiz Çerkes süvarileri, Osmanlı Ordusu’nun en iyi birliklerinden biri olarak cephenin en sıcak yerlerinde saf tuttular.
Aralık 1876 - Ocak 1877’de İstanbul’da yapılan Avrupa Devletleri Konferansı’nda Çerkeslerin Balkanlardan göç ettirilerek, İmparatorluğun Asya vilayetlerine yerleştirilmesi düşüncesi ortaya atıldı.
Rus Ordusu’nun saldırısıyla Çerkesler köylerini terk ettiler ve Osmanlı Ordusu’nun geri çekilen birlikleriyle birlikte yollara düştüler.

2. Sürgün

Ağustos 1878’de Flipopol’de toplanan Rus Komutanlığı Konseyi Çerkesler dışında evlerini terk eden bütün Müslümanlara Bulgaristan’a geri dönebilmek hakkının tanınması kararını aldı. Bu zamana kadar Bulgaristan’ı terk etme fırsatıı bulamayan Çerkesler ise yerel yönetimlerin tasarrufuyla Bulgaristan Prensliği sınırları dışına yerleştirilecekti. San Stefan ve Berlin Barış antlaşmaları kararlarında, ‘Balkanlardan göç etmek zorunda kalan Çerkesler’ sorunu bir kenara bırakıldı. Sadece Sultan’ın sınır garnizonlarında Çerkes düzensiz birliklerini kullanmamakla yükümlü olduğu karara bağlandı. Böylece Çerkes göçmenler ikinci kez, hem bu devletler, hem de Osmanlı İmparatorluğu tarafından bundan sonraki yaşamlarını kurmak için her türlü hak ve garantiden mahrum bırakıldılar.

İkinci aşamada gelenler ise 22 Ağustos 1878 tarihinde Balkanlar’da yerleşik haldeyken İstanbul ve Selanik’te toplanan, ardından Suriye’ye gönderilen bin 200 dolayındaki Çerkez idi.
Öncellikle Beyrut, Trablus, Şam ve İskenderun’a gelen bu grup bir süre sonra daha önce gelenler gibi Hama ve Humus’a yerleştirildi. Bu göçmenleri art arda yeni kafileler izledi ve o dönemde Suriye’deki Çerkezlerin sayısı 70 bini buldu. 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı’nın bitmesinden sonra Kuzey Kafkasya’dan göç, Terek Bölgesi, Abhazya ve Dağıstan’daki antikolonyalist ayaklanma nedeniyle iyice arttı. Bu göçmenlerin bir kısmı Suriye ve Filistin’e yollandı.
1878 ilkbaharından başlayarak iki yıl boyunca Suriye kıyılarına, düzenli olarak Balkanlardan ve Kafkasya’dan gelen Çerkes göçmenleri taşıyan Osmanlı ve Avrupa gemileri yanaştı. Göç son derece zor koşullarda gerçekleşiyordu. Göçmenler kıyıya çıktıktan sonra sürekli olarak yerleşecekleri bir yer verilmesini bekleyerek açık havada yatıp kalkıyorlardı. Binlerce Çerkes açlıktan ve bir türlü yakalarını bırakmayan bulaşıcı hastalıklardan öldü. Avrupalı elçilerin Çerkes göçünün korkunçluğunu anlatan çok sayıda yayınlanmış ve yayınlanmamış anıları vardır.
Çerkeslerin Kuzey Kafkasya’dan Suriye’ye göçü küçük ölçülerde de olsa 20. yüzyılın 20’li yılları başına kadar sürmüştür.

Suriye’de Tutunma Mücadelesi

Çerkesler yoğun olarak Golan Tepelerine, Mavera-i Ürdün’e (Trans-Ürdün), Hama, Humus ve Halep kentlerinin yakınlarına yerleştiler. Kurdukları Amman, Ceraş, Kuneytra ve Mumbuc köyleri zamanla büyüyerek kentlere dönüştü.
Suriye’ye göç eden Çerkeslerin sayısını tam olarak belirlemek zordur. 1878-1880 yıllarındaki nakilleri yönetimler tarafından sağlam bir istatistik kaydı tutulmadan gerçekleşti. Çerkeslerin kendileri de istatistik kaydı tutacak durumda değildiler. Üstelik Balkanlar’dan ikinci göç döneminde önemli bir bölümü ölmüştü. Şam ve Beyrut’taki Rus elçiliklerinin verilerine göre, 1878-1880 yıllarında Suriye’ye göç eden Çerkeslerin sayısı 40.000-50.000 arasında değişmektedir.

Tarihçi Çerkes İzzet Aydemir, yaptığı araştırmalara dayanarak anılan dönemde Suriye’ye 70.000 kadar Çerkesin yerleştiğini kabul etmektedir.

Suriye’de sağlam istatistiki veriler, Mavera-i Ürdün’de 1920’de Fransa ve İngiltere’nin sömürgeci manda yönetiminin kurulmasından sonra elde edilmiştir. 1935’teki sayıma göre Suriye’de 25.000 kişilik nüfus oluşturan 4039 Çerkes ailesi yaşıyordu. Buna göre bir ailenin 5-8 kişiden oluştuğu görülmektedir.

Mavera-i Ürdün’deki sekiz Çerkes köyünde aynı dönemde 9000 kişi yaşıyordu; bunlardan 850’si Çeçen’di.

Filistin topraklarında (bugünkü İsrail) kurulan iki Çerkes köyünde 30’lu yılların başında 900 nüfus sayılmıştı.
Yönetim, Çerkeslere miri arazi, yani devlet hazinesinden toprak verdi. Dağıtım şu esasa göre yapılıyordu: üç kişiden oluşan aile 70, dört-beş kişilik aile ise 130 dönüm toprak alıyordu. Suriye’ye 1905’te göç eden Anzor ailesinden Kabardey soyluları 600’er dönüm toprak aldılar. Çerkes aileleri toprakları, daha önce ait oldukları toplumsal sınıftan bağımsız olarak, (askerlik hizmeti yapmaları karşılığı) feodal askeri-tımar sistemine göre paylaşıyorlardı.
Çerkes göçmenleri yerleştirildikleri bölgelerin ekonomik gelişimine katkıda bulundular. Daha gelişmiş tarım aletleri, tekerlekli arabalar yapmaya, taş evler ve değirmenler inşa etmeye başladılar. Geleneksel tarım tekniklerini geniş ölçüde uyguladılar ve darı, yulaf gibi yeni bitkiler yetiştirdiler. On yıl boyunca Suriye ve Filistin’de bulunan Rus bilim adamı A.Ruppin şunları yazıyor: Çerkesler Kafkasya’dan gelirken, gelişmiş tarım aletleri alışkanlıklarını, yük arabası (iki yekpare ağaç tekerlekli ve demir çemberli) kullanımını, yulaf ekimini ve ev aletlerindeki büyük bir nizamı da beraberlerinde getirdiler. Ayrıca çalışkandılar; tarlalarını taşlardan temizliyorlar ve gereken çalışmayı yapıyorlardı. Hemen hepsi varlıklı sayılabilecek yaşam düzeyine eriştiler.

Bölgenin Silahlı Gücü Oldular

İlk günlerden itibaren Osmanlı yönetimi Çerkesleri idari ve askeri hizmete, en başta da polis teşkilatına almaya başladı. Amman’da çevre sakinlerinden 300 kişilik bir polis süvari birliği oluşturuldu. Başında Mirza Vasfi bulunuyordu. Çerkes polislerden oluşan bunun gibi süvari bölükleri Kuneytra’da, Halep’te, Ceraş ve Kerak’da yerleşmişti. Bu birliklere halktan vergi toplamak, ana yolları korumak ve en başta da hükümete boyun eğmeyen Bedevi kabileleriyle mücadele etmek gibi görevler verilmişti. Bu kabileler düzenli ordu şemasıyla organize oluyorlar, ustaca silah kullanan kişilerle takviye ediliyorlar ve silahlı kuvvetlerin en iyi birliklerinden birini oluşturuyorlardı. Polis teşkilatındaki hizmet düzenli ordudaki hizmetle bir sayılıyordu. Çerkes birlikleri Dürzilerin ve şehirlilerin isyanlarını bastırmakta kullanılıyordu. Onlar sayesinde Bedevi kabilelerinin tarım bölgelerine baskınları sona erdi ve bu kabilelerin bir kısmı da hükümetin itaati altına sokuldu.
Suriye’nin askeri tarihinde, Osmanlı hizmetinde bulunan birçok yetenekli Çerkes subayın adı geçer. Bunlardan biri de 20. yüzyılın başında Suriye’de bulunan Mareşal Osman Fevzi Paşa’dır.
Suriye Vilayeti polis teşkilatının başında uzun süre Çerkes Hüsrev Paşa bulundu.

Abhaz Muhammet Bek Marşan 20. yüzyıl başında Halep şehri askeri komutanlığı makamındaydı.

Suriye tarihinde, Amman’da bulunan Çerkes Süvari Birliği’nin komutanı General Mirza Vasfi Paşa ve diğer birçoklarının adı geçmektedir.

Arap İsyanında Çerkesler

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türk hükümeti Suriye’nin Çerkes bölgelerinde de seferberlik ilan etti ve acemi erler cephelerin en sıcak noktalarına gönderildi. Çerkes Polis Birlikleri askeri komutanlık tarafından Suriye’deki ulaşım yollarının ve yiyecek üslerinin korunmasında kullanıldı.
1916 yılında Mekke Şerifi Hüseyin ve oğlu Faysal İngiltere’nin desteklediği Arap isyanını başlattılar. Osmanlı baskısını üzerlerinde hisseden Suriye Arapları isyanı aktif olarak desteklediler.
Bu bölgedeki Çerkes halkı politik olarak zor bir durumda kaldı. Osmanlı Devleti ile birliğe sadık kalmaları, Çerkesleri Türklerin askeri hizmetlileri olarak gören Arapların düşmanca hareketlerini artırdı. Çerkes köylerinin en yaşlıları o zamanlar Araplarla aralarında sürekli olarak meydana gelen silahlı çatışmaları hatırlıyorlar. Şerif Hüseyin’in ordusu Kuzey Suriye’ye geldiğinde, Çerkes kasabası Mumbuc’un yakınında yaşayan Araplar onlardan Mumbuc’un yıkılıp yağma edilmesini istediler. Arap ordusunun yaklaştığını öğrenen Çerkesler, Mumbucluların Arap isyanını desteklemek arzusunda olduklarını bildiren bir heyet gönderdiler. Bu Çerkeslerin savaş yıllarında Arapların tarafında yer aldığı ilk olaydı. 1920’de Suriye’nin Fransız birlikleri tarafından işgali başlayınca Mumbuclular Araplarla yaptıkları anlaşmaya sadık kalarak Fransızlara karşı silahlı direniş gösterdiler. Fakat motorize birliklerle yaptıkları savaşı kaybettiler.
Mavera-i Ürdün’de de Çerkesler İngiliz birliklerine karşı sert direniş gösterdiler. 1918 Martında General Allenbi’nin 6’ıncı İngiliz Ordusu’nun baskısıyla Türk birlikleri geri çekildi. Çerkes birlikleri İngilizlerle çarpışmaya girdi. Her iki taraftan verilen büyük kayıplardan sonra sayı ve silahça üstün olan İngilizler kazandılar ve Mavera-i Ürdün’ü işgal ettiler.
Nisan 1920’de San Remo’da yapılan konferansta galip Avrupa devletleri Arap topraklarını Osmanlı Devleti’nden kesin olarak kopardılar. Manda sistemine göre Milletler Cemiyeti Irak ve Filistin’i İngiltere’ye verdi. Suriye’nin büyük kısmı Fransa’nın sömürge idaresine geçti.
Çerkes göçmenleri Osmanlı hükümetine boyun eğmeyen topluluklarla bu şekilde mücadeleye girişti. Küçük adacıklar halinde Suriye’nin sınır bölgelerine dağıtılan Çerkesler, komşu halklarla hiç bitmeyen silahlı çatışma içinde yaşadıklarından hükümetin askeri dayanağı olmak zorunda kaldılar.

Yahudilere Karşı Çerkezler

1948 yılındaki Arap - İsrail Savaşı’nda Arapların geri çekilmelerine karşılık Çerkezler, Suriye yönetiminden izin isteyerek Cevad Anzor liderliğinde özel bir birlik oluşturarak Yahudilere karşı savaştı. Savaşta 200’ün üzerinde şehit verdiler. İşgal edilen toprakları geri alıp Suriye yönetiminin emrine vermelerine karşılık Arapların direnmemesi sonucu bu topraklar tekrar İsrail’e geçti. Bu savaşta büyük yararlılıklar gösteren Çerkezlerin özel birliği daha sonra dağıtıldı. Bu olaydan sonra Çerkezler devlet idari yapısı içinde yer almaya başladılar.

1967 Savaşı’nda İsrail’in, “Çerkeslerin başkenti” denen Kuneytra’yı da içine alan Golan’ı işgal etmesiyle, bölgede yaşayan 25.000 Çerkesin çoğu Şam yakınlarındaki yerleşim birimlerine, bir kısmı da ABD’ye göç etti.

1960’lı yıllarda Suriye’deki Çerkezlerin toplam nüfusu 38 bine geriledi. Bu yıllarda Halep Hanasır’da yerleşen Kabardeyler, Mumbuş’da Abhazlar, Humus Tel Amıri, Tılil, İnnnasır ve Anzat’ta Abzahlar, Aynil Hamra’da Çeçenler, Derfur’da Dağıstanlılar, Şam’da mahalle kuran diğer Çerkezler, hastalıklar nedeniyle büyük nüfus kaybına uğrayınca yeniden Kuneytra’ya, diğer soydaşlarının yanına sığındı.

Kuneytre’deki başlıca Çerkez köyleri, Mansura (Abhaz, Bjeduğ), Mudariye (Kabardey) Selmaniye (Bjeduğ), Enzivan, Mumsiye, Biracem, Berika, Cueyza (Abhaz), Hışniye (Kabartey), Fahan (Oset-Abaza). Suriye’deki Adigelerin çoğu Abzah olmakla birlikte Bjedug, Sapsıg, Hatıkoy da bulunmakta.

Kafkasya’yla ilişkiler

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Suriye’nin Sovyetler Birliği’ne yakınlık göstermesi sonucu, Çerkezlerin Kafkasya ile ilişkisi özellikle 1960’lı yıllarda artış gösterdi. Çerkeslerin anavatanları Kafkasya’ya geri dönme istekleri kamçılanınca, Sovyet Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nden bir temsilci ve bir grup, konuyla ilgilenmek üzere Suriye’ye geldi. O dönemlerde Çerkezler, anayurttan çok sayıda kitap, dergi ve kaset getirttiler. Fakat Çerkeslerin Kafkasya’ya topluca geri dönmeleri yolundaki istekleri olumlu karşılık bulmadı. Burada Suriye yönetiminin engelleme de bulunduğu belirtilmektedir.

Kültürel Yaşam

1920’li yıllarda sınırlı sayıdaki Çerkes aydını, milli kültürün canlanması yolunda önemli girişimlerde bulundu. Çoğunluğu Kunaytre’de olmak üzere Çerkesce eğitim veren 40’ın üzerinde Çerkes İlkokulu açıldı. Daha sonra 1928 yılında Şam’da Çerkesce (Latin alfabesi kullanılarak), Arapça, Fransızca olarak haftalık Marc Gazetesi çıkarılmaya başlandı. Bu çalışmaları yürüten aydınlar, Suriye hükümetince politik ve ideolojik davrandıkları gerekçesiyle sorgulandı ve Çerkes okulları, Kuneytre’deki Çerkes Yardımlaşma Derneği ile Marc Gazetesi kapatıldı.

Halen Suriye'nin başkenti Şam'da Çerkes Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği faaliyet göstermektedir. Dernek Başkanı Suriye Milletvekili Dr. Şeref Abaza dernekleriyle ilgili şu bilgileri veriyor: "Derneğimiz, 1948'deki Arap-İsrail savaşı sırasında yetim kalan çok sayıda çocuğa yardım edebilmek için kuruldu. Dernek zamanla genişleyerek, kültürel ve sosyal aktiviteler de düzenlemeye başladı. Dernekte, Çerkez kültürünü ve dilini korumaya çalışıyoruz. Suriye'deki fakir Çerkez ailelere yardım ediyoruz ve her ay düzenli maaş veriyoruz. Derneğimizin içinde bir çocuk okulu var ve burada, 3 ila 5 yaş arası çocuklara Çerkez kültürü ve dili ile ilgili dersler veriliyor."

Suriye’deki Etnik Yapı Ve Çerkesler

2004 yılı tahminlerine göre, Suriye nüfusu yaklaşık 18.016.874 kişidir. Suriye’nin etnik ve dini yapısı çeşitlilik arz etmektedir. Çerkesler küçük gruplardan biridir. Etnik yapının dağılımı şöyledir: % 10 Kürt, % 6 Ermeni, % 2 Türkmen, % 4 Rum ve Yahudi, % 1,5 Çerkez, % 2,5 Dürzi, % 73 Arap ve diğerleri.

Dini yapı: % 12 Alevi, % 3 Dürzi, %2 İsmaili, % 14 Arap-Hiristiyan, % 68 Sünni -Müslüman ve diğerleri.

Kaynakça:
- A.V. Kuşhabiyev, Suriye’deki Çerkes Topluluğunun Tarihinden, Adıgi, Kültür-Tarih Dergisi-Mıyekuape (Maykop) Sayı:3, 1991, Çeviren: Murat Papşu, Yedi Yıldız Dergisi, 1994, Yıl:1, Sayı:4 Sayfa:18-19-20-21
- http://www.kerkuk.net/tr, Dünya Gündemi 07.11.2005
- http://www.nartajans.net
- http://heartoforient.blogspot.com















Sizde yorumunuzu eklemek için tıklayın.
Yorumlar
Tüm yorumları görüntülemek için tıklayın.
Alphan - Ankara
03 / 08
Suriyede değişmeye başlayan düzenle halının altına süpürülen tüm sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Baas rejimi yönetimde kalmak için mücadele vermekte,Muhalif sünni araplar yönetimi ele geçirmek için çarpışmakta,kürtler ise bu mücaleyi fırsat bilip boşalan yerleri doldurma çabası içindedir. Peki diğer guruplar yapılar nerdedir. Suriyede yaşayan Türkler : Halep-lazkiye-humus-hama-rakka-şam ve golan yörelerine dağılmış vaziyetteler orsam raporuna göre 3.5 milyon civarında Türk yaşamaktadır. Türkler bu mücadeleler içinde yalnız kalmaktadır.çünkü çarpışan gurupların hemen hepsi gözardı etmekte sindirmeye çalışmaktadır.bu dağınık yapı baas rejimininde işine gelmektedir.Yıllardır yoğun bir araplaştırma politikası uygulanmktadır. Türkler dışında önemli nüfusa sahip diğer guruplar Osmanlı döneminde bölgeye yerleşen Ermeniler ve Kafkas göçmeni daha çok çerkezler ve bölgenin en eski halklarından olan Dürziler cebel durz bölgesinde yaşamktadır. bunlar dışında Süryaniler,maruniler bir kısım yahudi ve rumda yaşamaktadır. Suriye mezhepsel yapısı : % 70 Sünni,% 12 nusayrı,% 10 hristyan,% 3 dürzi,% 2-3 Şii lerden oluşmaktadır. Suriyenin Etnik yapısı : % 75 Arap ,% 8-10 Türk,% 7-8 Kürt, Geri kalan nüfus % 5 ermeni,% 2 süryani,% 1 çerkez, ve diğerleri ( maruni-yahudi ıraklı-filistinli mültecilerden oluşmaktadır.
Bu kategorideki diğer yazılar