Yaz sıcaklarına rağmen Sohum merkezinde zaman zaman oluşan gergin hava dikkatli tatilcilerin gözlerinden pek kaçmadı. Aralık ayında Abhazya’da devlet başkanlığı seçimleri yapılacak. Bugün ülkedeki politik havayı işte bu seçimler belirlemektedir.
Kasım 2004 - Ocak 2005 tarihlerinde yapılan bir önceki seçimler, Abhaz toplumunun aktif kesiminin tercihlerindeki buhranlı kutuplaşmayı göstermişti. Ulaşılan uzlaşma sonucunda S. Bagapş - A. Ankvab ikilisinin elinde “kontrol paketli” asimetrik hükümet yapısı oluşturulmuştur. Başkanvekili R.Hacimba yönetimindeki “azınlığın” çevresinde olaylar geliştikçe, başta kısıtlı bütçe ve bütçe dışı kaynakların dağılımı olmak üzere devlet politikasını etkileme imkanları daralmış; dünkü hükümet, bugünkü hükümette ağırlığını kaybetmeye başlamıştı.
Mart 2007’de yapılan son parlamento seçimleri de “yeni muhalefete” devlet kurumlarında konumunu sağlamlaştırma imkanı vermedi. Mevcut hükümette muhalif konumda olan siyasetçiler parlamentodaki 35 koltuğun ancak 7’sini kazanabildi. Belirtelim ki bu muhaliflerin bir kısmı S. Bagapş’a karşı umutsuz bir mücadeleye girerek siyasi güçlerini kaybetme taraftarı değil.
R. Hacimba’nın Mayıs ayındaki istifası hükümet yapısında prensip olarak her hangi bir değişiklilik meydana getirmedi. Başbakan, ilk zamanlar yapmaya çalıştığı “hükümet içinde kendi etrafında bir nevi alternatif güç merkezi oluşturma” çabalarından zaten uzun zaman önce vazgeçmişti.
Hacimba son zamanlarda, tıpkı başbakanlık döneminde uygulandığı gibi, öğleden sonra hükümet köşkünde birilerini bulmanın imkansız olduğu eski mesai usulüne geri dönmüştü.
2005 yılının başında kurulan hükümet (zamanla iktidardaki ikili grup tarafından ortadan kaldırılan) sadece koalisyon olmakla kalmamış, ayrıca kadrolar bakımında da en iyisi olamamıştı. Siyasi klanlara karşı yükümlülükler, S. Bagapş’ı, V. Ardzınba döneminde hükümet görevlerinde kendilerinden söz ettiren ve politik fikir ayrılıklarının dışında gerekçelerle istifa ettirilen bazı zayıf kişileri iktidara geri döndürmeye mecbur etti. Yeri gelmişken belirtilmeli ki, Abhazya’da vasıflı, modern kadroların açığı şiddetle hissedilmektedir. Devlet görevlerinde bulunanların büyük bir bölümü hem profesyonellik, hem yöneticilik özellikleri bakamından temel kriterlere uygun değildir. Ve S. Bagapş’ın yönetim yılları boyunca kadroların niteliklerinde her hangi bir iyileşme gözlemlenmemiştir.
S. Bagapş’ın devlet başkanlığı döneminde, Abhazya’nın egemenliğinin Rusya tarafından tanınma sorunu çözümlenmiştir. Faal devlet başkanının bu konuya ne derecede önemli katkısı olduğu sorusuna ise farklı yanıtlar vermek mümkün. Fakat her halükarda S. Bagapş’ın içe dönük siyasi sermayesinin aslan payını özellikle bu egemenliğin tanınması oluşturmaktadır. S. Bagapş’ın kampanyasının ideolojik havası, “İlk devlet başkanı Vladislav Ardzinba savaşta Abhazlara zaferi; şimdiki devlet başkanı ise Abhazya’nın egemenliğini kazandırdı” şeklindeki slogan üzerine kurulmuştur.
Rusya yönetiminin aktif olarak anti-Bagapş koalisyonu desteklemek için sebeplerinin olmaması da küçümsenemeyecek derecede önemlidir. Bagapş-Ankvab ikilisi, karşılıklı ilişiklerin düzene konulduğu ve ciddi bir sorun yaratmayan reel iktidardır. Bununla birlikte Rusya yönetimi, seçim kampanyasının siyasi güçlerin rekabeti içerisinde, -elbette ki beş yıl önce cereyan eden taşkınlıklara mahal bırakmaksızın- geçmesi taraftarıdır. Bu tüm dünya kamuoyuna, Abhazya Cumhuriyeti’nin, Kosovo’daki gibi kriminal çevrelerin askeri üssü değil, normal bir demokratik devlet olduğunu gösterecektir.
Seçim kampanyasının startı, 20 Mayıs’taki bazı muhalif politikacıların ortak bildirisi ve 28 Mayıs’taki R. Hacimba’nın istifasıyla verilmiştir.
“Yeni muhalefeti” tanımlarken öncelikle S. Bagapş ile rekabet edebilecek ciddi liderin bulunmadığının altı çizilmelidir. R. Hacimba elbette ki bu role uygun olmamanın ötesinde, artık o rolde düşünülememektedir bile. Bildiriyi imzalayanlardan hiç biri de bu role talip olmamaktadır.
Abhazya’nın zenginlerinden biri olan ERA partisinin başkanı Beslan Butba adaylığını koymayı planlıyor fakat kazanacağından umutlu olduğunu zannetmiyorum. Moskova’dan “Bubiç”in getirdiği görünmeyen siyasi danışmanlar ile ilgili Abhazya’da yaygınlaşan söylentiler boş çıktı. Ya siyasi danışmanlar hiç olmadı; ya da...
Beslan Butba belirli miktarda oy toplama potansiyeline sahip olsa da, geniş kesimleri etrafında birleştirmeye gücü yetmez. Mamafih, son röportajlarının satır aralarında kendisine gelecekteki politik-ekonomik yapı içerisinde bir yer garantilemek için hükümetle uzlaşma niyetinde olduğu okunabilir.
Bu bağlamda, 20 Mayıs bildirisini imzalayanlardan biri olan 1992-1993 Vatan Savaşı gazilerinin bir bölümünü birleştiren “Aruaa” teşkilatının başkanı Vadim Smır’ın Haziran ayında Butba ile birlikte başkan vekilliğine adaylığını koyacağı söylentilerini yalanlaması dikkat çekicidir. V. Smır zamanında, -daha sonra müstakbel başbakan Aleksandr Ankvab’ın da katıldığı- “Aytayra” sosyo-politik hareketinin kuruluşunda yer almıştı. Daha sonra Ankvab ile anlaşamayan Smır çekilerek kendi teşkilatını kurdu. Smır, Abhazya’da birçok kesimden saygı gören fakat oldukça da çelişkili bulunan bir kişidir. Muhalefet hareketinde “sanat sevdası” gerekçesiyle yer alan Smır, her hangi bir göreve gelmeyi amaçlamıyor.
Bildiriyi imzalayanların arasında Vladislav Ardzınba’nın şimdiki çevresine bağlı ve fiilen bu çevrenin görüşlerinin sözcüsü olan Milli Birlik Fonu Eşbaşkanı Tania Astamur ile eski Aytayralılardan fakat V. Smır’dan farklı olarak hükümet koridorlarında yürümeyi arzulayan Abhazya Sosyal Demokrat Parti Başkanı Gennadiy Alamia da bulunmaktadır.
Abhazya Halk Partisinin başkanı Yakub Lakoba’ya ülkede uzun zamandır ironiyle yaklaşılmaktadır. Bir şekilde bin kişilik üyesini ilan ederek, kısa süre önce partisinin kaydını yenilemesi birçok kimsede şaşkınlık meydana getirdi.
“Ahatsa” sosyal ve siyasi hareket lideri Akhra Bjanya tıpkı Alamia gibi liderlik rolünde hak iddia etmektedir, fakat liderlikle görevden ziyade fikir üreticisi olarak ilgilenmektedir.
Devlet başkanı karşıtı kampanyada aktif olarak yer alan, fakat “start” bildirisini imzalamayanlar arasında Millet Meclisindeki muhalif milletvekillerini de belirtmek gerekir. En çok Daur Arşba ve Rita Lolua’nın isimleri duyulmaktadır. Başlangıçta sessizliklerini koruyan Valeriy Kvarçya, Vitaliy Smır ve Valery Bganba Ağustos ayından itibaren kendilerinden söz ettirmeye başladı. Sadece Sergei Matosyan ve Adgur Harazia mevcut hükümete eleştirel yaklaşımlarını koruyarak, cereyan eden siyasi oyunlara şimdilik mesafeli durmaktadır. Matosyan (şu anda Abhazya’daki muhalefetin faaliyetlerinde görüldüğü gibi) söylenti ve öngörüleri yayma eğiliminde değildir. Karizmatik Harazia ise bu seçimleri “es geçecektir”.
Son aylarda “devlet başkanı karşıtı” güçler, muhtemelen kutunun kapağı açılınca içinden dışarıya fırlayan yaylı kukla gibi “çıka geleceğini” umut ederek hummalı bir şekilde liderini aramaktadır. “Abhaz Gemicilik” devlet kurumu müdürü Zaur Ardzınba’nın adaylığa önerileceği söyleniyor.
Z. Ardzinba ciddi, zengin ve oldukça kapalı, ülkenin birinci devlet başkanının şimdiki çevresine dahil kişidir. Fakat çoğunluğunun tanımadığı bir aday nasıl “işlenebilir”?
Diğer alternatif, Vladislav Ardzinba’nın eşi, Abhazya D.İ.Gulya Bilimsel Araştırma Enstitüsü Siyasi Bilimler ve Kriz Yönetim Bölümü Uzman Araştırma Görevlisi Svetlana Cergenia. Elbetteki, Svetlana İradionovna Abhazya’da tanınmış bir simadır. Fakat 2007 yılında Vladislav Grigorievç’in baba ocağı bölgesi Eşersk’den parlamentoya seçilememişti.
18 Ağustos’ta Stanislav Lakoba’nın Abhazya Cumhuriyeti Güvenlik Kurulu sekreterliği görevinden istifa etmesi, muhalefetin geleceği konusuna her hangi bir netlik kazandırmadı. Lakoba istifa kararını, “Abhazya Cumhuriyeti Vatandaşlık Kanununda değişikliliklerin kabul edilmesine bağlı olaylarla” gerekçelendirdi. Lakoba’nın “yeni muhalefet” ile alyansı düşük ihtimal. Çünkü şahsi mesafe çok fazla. Öyle görülüyor ki, Stanislav Zosimoviç muhalefetin sunduğu gerekçeden istifade etmiş ve seçim sonrası politik yapı projelerinde kendini görememesi sebebiyle Bagapş takımından ayrılmıştır. Bununla birlikte Lakoba’nın “koltuk” olmadan da alışılmış politik rehber statüsünü koruyacağı aşikârdır.
Seçimlerde S. Bagapş ile ciddi anlamda rekabet edebilecek bir liderin bulunmaması, “yeni muhalefeti” mevcut hükümetin reytinginin ve otoritesinin düşürülmesine yönelik girişimlere hız kazandırmaya zorlamıştır. Abhazya’da bu tür oyunlardaki en etkili araç söylentilerdir. Ve söylentiler ne kadar absürd olursa, o denli iyi işler.
İlk darbenin, Rusya Federasyonu ile ülkenin devlet sınırlarının korunması konusunda işbirliğini düzenleyen antlaşma için ülke çıkarlarını ihanet etmekle suçlanan cumhurbaşkanlığı yönetimine indirilmesi öngörülmüştü. Fakat bu yönde çalışmaları yürütmek oldukça tehlikeli: zira anti-Rusya politikalarıyla suçlanma, daha sonra ise Rusya-Abhazya karşılıklı etkileşim konularının dışında kalma riski çok yüksektir.
Dolayısıyla, sınır konusu ile ilgili kritik dalga hızla gündemden düşürülmüştür. Kaldı ki, takip eden olaylar sonucu tehlike arz etmeyen yeni konu oluşmuştur: yukarıda bahsettiğimiz vatandaşlık kanununda yapılan değişiklilikler gibi…
Hükümet mi hata yaptı, yoksa Gal bölgesi nüfusunun vatandaşlık konusu mu olgunlaştı sorusunu yanıtlamak zor. Her halükarda, tüm önceki seçimlerde ve ayrıca 1999 yılındaki referandum sürecinde, hiç kimse Gal Megrellerinin oylamaya neye istinaden katılacakları konusu üzerinde düşünmemiştir.
Şu veya bu nedenle hükümet, tek taraflı bir karar ile 1992-1993 yıllarındaki savaşın bitiminden sonra yurtlarına geri dönen (elbette ki Abhazya Cumhuriyeti aleyhinde askeri veya partizan hareketlerine katılma veya yataklık etme ile ilgili dosyaları bulunanlar hariç) Gal bölgesi halkının Abhazya Cumhuriyeti vatandaşlığına sahip olduğunu beyan eden değişiklilikleri hazırlayarak, muhalefete kendi elleriyle pas vermiştir. Söz konusu hukuk hikayesi, Gal Megrelleri’nin gelecek seçimlere katılma koşulları ile ilgili “yeni muhalefetin” canlandırdığı konunun çözümlenmesi anlamını taşımaktaydı.
Değişiklilikler 31 Temmuzda Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş ve devlet başkanlığının onayına gönderildi. 1 Ağustostan itibaren de milletvekilleri resmi tatile çıktı.
4 Ağustos’ta Sohum’da, başta R. Hacimba olmak üzere tanınmış muhaliflerin çok sayıda akrabaları ve aynı soyadı taşıyan (köy halkından da dahil) taraftarlarının toplandığı gösteri düzenlenmişti. Hacimba ve göstericiler, değişiklilikleri “devlete karşı işlenen suç” olarak nitelendirdi. Muhalefet, Gal bölgesinde yaşayan Gürcülerin çoğunluğunun Gürcistan vatandaşlığına sahip olduğunu ve bu vatandaşlıktan çıkmayı düşünmediklerini belirtti. Gösterilere özellikle milletvekilleri D.Arşba ve R. Lolua faal olarak katılmış; Sohum’da durum gerildi.
Gelişen olaylar ertesi gün medyada yer almadı. 5 Ağustos sabahında S. Bagapş muhalefetin iddia ettiği kanun değişikliliklerinin incelenmesi için komisyon oluşturulmasına ilişkin kararı imzalamış ve Güney Osetya’daki trajik olayların yıldönümü dolayısıyla düzenlenecek etkinliklere katılmak üzere önce Moskova’ya, sonra Tskhinval’e gitmişti.
Milletvekillerinin bir kısmı parlamentoda toplanarak, kabul edilen değişiklilikler ile ilgili televizyonda açıklama yapma kararı aldı. Abhazya Devlet Filarmoni Binası’nın yakınında gösteri yapan muhalefet liderleri, taraftarlarından parlamentoya girmelerini ve iddiaları doğrultusunda tüm Gürcü mültecilerin geri dönmesi anlamını taşıyan kanun değişikliliklerinin iptali talebinde bulunmalarını istedi. Gündüz saat iki sularında “muhalif” kalabalık Millet Meclisine yaklaştığında, güvenlik güçleri binaya girişlerini engellemeye çalıştı. Fakat milletvekili Rita Lolua mazbatasını sallayarak yolun açılması talebinde bulunmuş ve peşindeki kalabalık da parlamentoya hücum etmişti.
"Muhalifler" milletvekillerinin istişare ettikleri toplantı salonuna yerleşmişti. Bağırmalar, hakaretler almış başını yürümüştü. Televizyon kameraları kayıtta kalmaya devam etti. Parlamento Başkanı Nugzar Aşuba koruma altında salonu terk etti. Başkanlık koltuğuna İkinci Başkan İrina Agrba oturdu. Bu anda başkanlık heyeti arkasındaki odadan çıkan bir “muhalif”, elini İkinci Başkanın omuzuna koyarak, sessiz oturmasını söyledi. Erkek milletvekilleri “muhalifi” fiziksel güç kullanarak binadan uzaklaştırmış, daha sonra İrina Agrba parlamentoyu terk edebilmişti.
Millet Meclisinde, yönetimini cezalandırma çağrıları yankılandı. Bir süre sonra ele geçirilen parlamentoda Raul Hacimba görüldü. Parlamento binasına parlamentodaki çoğunluk taraftarları da gelmeye başladı. Başbakan Aleksandr Ankvab binanın boşaltılması için önlemler almış, davetsiz misafirler sıkıştırılarak, içeride toplanmıştı. R.Hacimba kanun değişikliliklerinin iptaline ilişkin talepleri tekrar tekrar ileterek, saatlerce kalabalık ile milletvekilleri arasında gidip-geldi. Nihayet, milletvekilleri toplantı salonuna geri dönen Başkan ile birlikte olağanüstü toplanma kararı aldı. 6 Ağustos’ta Millet Meclisi 31 Temmuz tarihli kararnamesini yürürlükten kaldırdı.
Ne sıcağı sıcağına, ne daha sonra kanunun kaldırılmasına yol açan olayların siyasi değerlendirmesi yapılmadı. Sadece Abhazya kahramanı milletvekili Batal Kobahya konu ile ilgili 8 Ağustos’ta “Abkhazia Respublik” gazetesinde yayınlanan bildiride yer alma cesaretini gösterdi ve “Devletin önemli kurumlarından biri olan parlamentonun itibarını sarsmaya yönelik kampanya başlatıldı. Meslektaşlarım hain ilan edilerek, hakaretlere maruz kalmaktadır. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Onların birçoğu 92-93 yıllarında savaşarak halkın güvenini kazanmış, kimileri ise savaşta en yakın akrabalarını kaybetmiş kimselerdir. Ve her biri ülkenin yüksek yasama organına anayasal prosedürlere uygun olarak seçilmiştir” şeklinde konuştu.
Böylece, “itibar düşürme oyununun” birinci raundu muhalefetin zaferiyle sonuçlandı. 5-6 Ağustos olayları, ülkenin siyasi kuruluşlarının, önceki devlet başkanlığı seçimlerinden gerektiği şekilde ders çıkartamadığını gösterdi. Kaldı ki, geçtiğimiz yıl içerisinde iç siyasi mücadele koridoru genişlemiştir; zira Rusya’nın askeri-siyasi teminatları dış tehdit faktörünü ortadan kaldırmıştır. Abhazya artık muhasara edilen bir kale değildir. Olumlu güvenlik hissi, siyasi azınlığın içindeki korkuların kalkmasını sağlamıştır, ki bu da devlet başkanlığı seçim kampanyası sırasında tehlikeli olayların meydana gelmesine neden olabilir.
2004 yılındaki sivil zıtlaşma, Abhazya’nın hızla ekonomik kalkınma ve yapılanma ortamında gelişmiştir. Abhaz toplumunda çok büyük otoriteye sahip Rusya yönetimi, 5-6 Ağustos olaylarına kamuoyuna açık bir tepki vermemiştir. Bir hafta sonra gerçekleşen V. Putin’in Abhazya ziyareti iç siyasi gerilimin yatışmasını sağlamıştır. Bununla birlikte, hem R. Hacimba, hem de D. Arşba’nın katıldığı muhalefet temsilcileriyle yapılan görüşmeler sırasında Rusya Başbakanı, “Biz asla iç siyasi süreçlere müdahale etmeyiz” diyerek yaklaşımını özellikleortaya koymuştur.
Rusya Federasyonu’nun bakış açısına göre, Abhazya Cumhuriyeti’nin egemenliğine saygı ve eşit şartlarda işbirliği, Abhaz devlet yapısının temeli için şüphe uyandıran olayların kamuoyunda tartışılmasını ortadan kaldırmaz; aksine gerektirir. Rusya bu değerlendirmeyi yapmak manevi hakkına sahiptir, zira Abhazya’nın egemenliğini tanıyarak önemli bir politik bedel ödemiştir. Resmi görüşün beyan edilmesi dost devletin iç işlerine müdahale sayılamayacağı gibi aksine devletin kalkınmasına katkı sağlar.
__________________________
Kaynak : Regnum, 17.09.2009
Tercüme: Kafkasevi