Arama

Çerkez Nenem de Atılmıştı Denize...


Dr. Sibel Siber
Kıbrıs Postası



“Çok çok güzelmiş annem. Hayal meyal hatırlıyorum. Uzun boyluymuş, iri yeşil gözleri varmış. Upuzun simsiyah saçları beline kadar iniyormuş…

Annemle, babam Çerkez Sürgünü sırasında çocuklarıyla birlikte, tüm diğer Çerkezler gibi bilinmeye doğru yelken açmışlar. Geride  köklerini, anılarını, herşeylerini bırakarak terketmek zorunda kalmışlar yurtlarını…

Çok acılar çekmişler ama, onca acıya rağmen, yitirmemişler umutlarını . Umudu yitirmenin ölümle eş anlamlı olduğunu biliyorlarmış çünkü… Bilinmeyene doğru yol alırken uçsuz bucaksız denizlerde, sıkı sıkı tutunmak isterken yaşama, hastalık baş göstermiş gemide. Açlık, sefalet, ve ölüm peşlerindeymiş…”

Böyle anlatırmış büyükannemin annesi Çerkez  göçündeki anılarını. Upuzun simsiyah saçlı güzel annesi de hastalanmış diğer birçokları gibi gemide.

Anlatırken dalıp gidermiş gözleri.. “Henüz dört yaşındaydım ama hatırlıyorum onu denize attıklarını… Uzun siyah saçları karışmıştı dalgaların arasına… Gözden kayboluncaya kadar tüm gemidekiler izlemiş cansız bedenini… Babamın kucağında ağladığımızı hatırlarım kardeşimle… Kızıyordum bir taraftan , isyan ediyordum… “Niye attınız annemi denize?” diye… “

Henüz küçücük bir çocukmuş  ama  o göç sırasında acıların en büyüğünü yaşamış, derin izler bırakmış ruhunda hiç silinmeyecek.

Sonra babasının omuzlarında karaya çıktığını hatırlıyor. Bir aile olarak çıktıkları umuda yolculuğa annesiz devam etmişler. Tüm zorluklara rağmen, yurtlarından çok farklı küçük bir adada , baba ve iki küçük kardeş tutunmaya çalışmışlar hayata.

Çocukluğumda dinlerken anlatılanları, hep o gemiyi ve o güzel upuzun saçlı Çerkez nenemi canlandırırdım gözümde. Yaşananlar, her zaman anlatılanlardan çok daha acı olsa da hissebilirdim çektikleri acıların büyüklüğünü.

Çerkezlerin kendi topraklarından sürülüşü, tarihin  acılar ve ızdıraplarla dolu sayfalarındandır. Rus Çarlığı’nın emriyle topluca topraklarından sürülünceye kadar uzun yıllar büyük bir direniş göstermişler.

 ” Bu, gerçek ve acımasız bir savaştı.Yüzlerce Çerkez köyü ateşe verilmişti. Köyler gece karanlığında basılıyordu. Rus askerlerinin yaşattığı dehşeti hiçbir rapor görevlisi aktarmaya cesaret edemiyordu…,” diye anlatıyor Rus tarihçiler o yılları.

1864’de sürgün edilen bir milyondan fazla Çekez, Osmanlı’nın onlara kucak açmasıyla Osmanlı topraklarına yerleştirilmek üzere gemilerle yola çıkarıldılar. Fakat ne yazık ki  ancak yarısı Osmanlı topraklarına ulaşabilmiş, çoğu göç sırasında hayatını kaybetmiş.

Y.Abranov ,“Kafkas dağları”adlı kitabında , “ Çerkezlerin başına gelenleri anlatmaya sözcüklerin gücü yetmez…Göç sırasında binlercesi yollarda donarak, binlercesi açlık ve sefaletten öldüler… Kıyılar ölüler ve ölmek üzere olanlarla doluydu… Donup öldüğü halde çocuğunu  kucağından bırakmayan analar…Annesinin soğumuş cesedinde süt arayan yavrular..” diye anlatıyor yaşanan dramı.

Gemilere ulaşabilenler de yine açlık  ve salgın hastalıkların pençesinede yaşam mücadelesi vermekteydiler.

“Kapasitesinin çok üstünde insanlarla dıoldurulan ve yüzer mezarlar olarak adlandırılan  gemilerden kaçının battığı bilinmiyor…” diye ifade ediyor araştırmacı Pinson yazılarında.

Kıbrıs’taki Çerkez ailelerinin atalarını taşıyan gemiler de önce Samsun’a, oradan İstanbul’a, İstanbul’dan da Kıbrıs’a doğru yola çıktıklarında  takvimler, 22 Eylül 1864’ü gösteriyormuş. Bu üç gemide toplam 2346 kişi varmış.

Haftalarca süren yolculuk sırasında bine yakın kişi hastalıkan ve açlıktan hayatını kaybetmiş. Ölenler denize atıldığı için, ada açıklarında yüzlerce ceset yüzüyormuş.

 İngiliz Konsolos R.h.Lang ,“ Gemide günde ortalama 30-50 kişi ölüyordu. Geriye kalanlar da zaten ölüden farksızdı…,” diye ifade ediyor.

Larnaka’ya 1362 kişi ulaşabilmiş, bunların 826 ‘sının hasta ve 19 ‘unun da ölü olduğu saptanmış.

Limanda karaya çıkmak için beklerken, yine ölümler devam etmiş. Bu sırada 150 ‘ye yakın ceset Larnaka’da yakılmış diye anlatıyor değişik kaynaklar.

Mayıs ayında sürülmüştü Çerkezler yurtlarından. Bu ayda hep takılır aklıma,  çıktıkları umuda yolculukta hayatını yitirenler… Denize atılan güzel, siyah saçlı Çerkez ninem … Hayata tutunabilenler ve  bu adada yeni yaşam kuranlar…

Geçmişi türlü acılarla dolu  atalarımız, çektikleri onca acıya rağmen umutlarını hiç yitirmediler, tırnaklarını bu topraklara geçirdiler, burayı yurt yaptılar ve bizlere bu yurdu miras bıraktılar.

Umudu yitirmek önce kendimize sonra onlara ihanettir…Bunu hiç unutmayalım!

______________________________

KAYNAK: www.kibrispostasi.com/print.php?news=35796





Yorumlar
Henüz yorum eklenmemiş. Yorum eklemek için tıklayın.