Arama

UÇB, Türkiyeli Bir Kısım Çerkeslerin Kültürel Kimliklerini Koruma Taleplerini Desteklemiyor


İrina Yudina

Ankara ve İstanbul’da Mitingler düzenleyerek hükümete seslenen Çerkes Diasporası üyeleri, ülkedeki Adıgelerin tam asimilasyon sürecinin durdurulması için tedbir alınması çağrısında bulundu.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İnisiyatif üyelerinden Gazeteci Erol Karayel (Kuşba), “Türkiye’de eskiden Çerkesler köyde yaşıyorlardı ve dillerini korumaları daha kolaydı. Kentleşme sürecinden dolayı dili korumak gittikçe zorlaşıyor. İnternet, televizyon, eğitim sistemi... hepsi çocuklarımızı etkiliyor. Şehirde doğan nesiller kültürlerinden kopmuş vaziyette. Dillerini korumalarını sağlayacak büyükleriyle birlikte olacak zamanları yok artık. Bu yüzden bizim öncelikli talebimiz Çerkes çocuklarının anaokullarında ve okullarda seçmeli ders olarak ana dillerini öğrenebilmeleridir. Türkiye tarihinde Çerkesler ilk defa sokaklara çıkıp haklarının korunmasını talep ediyorlar. Sesimizi duyuracağımızı ümit ediyoruz” dedi.

İstanbul’daki mitinge davet edilen insan hakları savunucusu Valeriy Hatajukov da, “UÇB (Uluslararası Çerkes Birliği) çatısı altında olmayan yapılar tedbirlerini alıyorlar” diyerek şunları söyledi: “Bu İnisiyatif grubu Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin haklarını savunuyor. Doğru zamanın geldiğini hisseden, işadamları, bilim adamları ve toplum adamlarından oluşan 10-15 kişilik bir grup. İstanbul'daki mitinge yaklaşık üç bin kişi katıldı. Bana Ankara’da daha fazla insanın toplandığını söylediler. Şu anda Türkiye’de siyasi reformlar yapılıyor. Anayasa değişecek, ülke düzeni Avrupa Birliği standartlarına uygun hale getirilecek. Buna paralel olarak azınlıktaki halkların problemleri de çözülecek. Çerkesler tarafından şimdi dile getirilen taleplerin bir kısmı, Kürtlere zaten kullandırılıyor. Kürtlere devlet televizyonunda zaman ayrılmış vaziyette; ana dillerini öğrenebilmeleri, bu dilin tahsilini yapabilmeleri için gerekli adımlar atılıyor. Dini bir azınlık olan Aleviler de istediklerini çoktan elde ettiler. Hep sıkıntı çekmişlerdi, şimdi ise kabul gördüler ve Kürtler için yapılanları talep edebildiler. Çerkesler fevkalade hiçbir şey istemiyorlar, sadece Türkiye radyo ve televizyonlarında Çerkes dilinde programların yapılmasını, anaokullarında ve okullarda ana dili eğitiminin verilmesini, üniversitelerde Çerkes dili, kültürü ve edebiyatı uzmanları yetiştirecek bölümlerin açılmasını talep ediyorlar. Ayrıca asıl soyadlarını geri almayı istiyorlar, çünkü şu anda Türkçe anlamlı soyadları kullanıyorlar. Bir de, Türkiye topraklarında yaşayan halkların bütün temsilcilerinin Türk sayıldığını ifade eden anayasa maddesinde değişiklik yapılmasını istiyorlar.

Mitinglerde Çerkeslerin özerklik ya da başka bir devlet oluşumu kurmasından söz edilmiyor. Ama öte yandan bazıları her fırsatta ipe sapa gelmez şekilde Çerkeslerin, vaktiyle kendilerini kabul ettiği için Türkiye'ye kesinlikle sitem etme hakkına sahip olmadığını vurgulayıp duruyorlar.

Çerkes Diasporasında böyle bir mitingin yapılma imkanının doğması, Türkiye’nin demokratik gelişim yolunda emin adımlarla yürüdüğünü kanıtlıyor.

UÇB çatısı altında bulunan ve bu mitingleri desteklemeyen Çerkes derneklerinin pozisyonunu sağduyulu bir bakış açısıyla açıklamak çok zor. Bu suskunluk UÇB yapılarının özgür olmadığı anlamına gelebilir. Rusya’daki UÇB temsilcileri iktidar çevreleriyle birlikte çalışırken; Türkiye’deki liderleri de yaptığı işler dolayısıyla Rusya'ya angaje durumdalar.

Ben Türkiye’deki Çerkeslerin taleplerinin karşılanacağından eminim. Gerçekleştiği zaman, şu an olanlara kayıtsız kalanlar hemen onlardan yana olup reformları destekleyeceklerdir”.

Erol Karayel, miting organizatörlerinin KAFFED’in (Türkiye Çerkes Xasesi) dolayısıyla UÇB'nin desteğini istediklerini, fakat bu davetlerinin reddedildiğini söyleyerek şöyle dedi: “Fikrimce, reddetmelerinin bir sebebi mitingin onlar tarafından düzenlememiş olması. Önemlisi ise kurdukları iş ilişkileri… Türkiye’de milliyetçi bir parti var. Bu partinin görüşleri Jirinovski’nin görüşlerine benzeşiyor. Bu parti, Çerkes soyunun devam etmesini istemiyor. Amacı, halkımızı asimile etmek. KAFFED Başkanı Cihan Candemir'in şirketi bu partiyle yakından ilişkili. Bu yüzden sokağa çıkıp Çerkesler için hak talep edemez. Kendisi Türkiye’deki Çerkeslere şöyle diyor: “Biz devletle konuşuyoruz, Türkiye meseleyi gözden geçiriyor”. Fakat kaç yıl geçti, halkımız için yapılan bir şey yok. Cihan Candemir’in şirketinin Rusya’yla da büyük inşaat işleri oluyor. Bu yüzden O ve UÇB yalnızca Rusya’nın istediğini yapmak durumundalar. Rusya niçin Çerkes Diasporasının güçlenmesini istesin ki”.

Federasyon’un bu mitingin organizatörlerini desteklemesinin ahlaki olmayacağını ifade eden UÇB’nin Birinci Başkan Yardımcısı Muhammed Hafitse ise şunları söylüyor: “Eğer KAFFED gibi Türkiye’deki 59 ayrı Xaseyi birleştiren bir örgüt, önerilen formatta bir miting düzenlemeyi reddediyorsa, biz bu gösterileri destekleme hakkına sahip olamayız. KAFFED Başkanı Cihan Candemir (aynı zamanda UÇB İcra Komitesi Başkanı) bu meseleyle ilgili ülkenin hem cumhurbaşkanı, hem de başbakanıyla birkaç kez görüştü. Eğer bu mitingleri KAFFED düzenleseydi, bana söylendiği gibi 800 veya 400 kişi değil, 50 bin kişi gelirdi. Bu sayıyla hiçbir şey elde edilmez, ciddiye alınmamalıdır.

Ayrıca mitingin organizatörleri de muğlak kişiler; aralarında sosyalistler de var, Erol Karayel gibi İslamcılar da var. Bu insanlar Amerikalı Jamestown’un ağzına bakıyorlar ve tek amaçları da yaklaşan Soçi olimpiyatlarıyla ile bağlantılı olarak ortalığı karıştırmak. Bunlar, Çerkes derneklerini birbirine düşürmek istiyorlar. Hepsi kavga içinde! Şimdiyse hepsi layıklarını buluyorlar: hem mitingin organizatörleri, hem davetliler, hem de Jamestown’cular... Bu arada, bazı sanatçı ve toplum adamlarımız da bölücülerin davetiyle UÇB’den izin almadan bu işlerin içinde yer aldılar.

Kürtler, 75 milyonluk ülkede nüfusun yarısını teşkil ediyorlar ama onların talepleri henüz karşılanmış değil. Eğer Kürtlere bir hak verilirse geriye kalan herkese de verilir. Kaldı ki bunlar olmadan da Türkiye’deki Xaselerde şu anda çocuklar ana dillerini isteğe bağlı olarak öğreniyorlar zaten. Eskiden ise sokaklarda bile Türkçe’den başka dil konuşmak yasaktı”.

_____________________

Kaynak: Gazeta Yuga N:18(895), 05 Mayıs 2011

Tercüme: Zeynep Kuşba




Yorumlar
Henüz yorum eklenmemiş. Yorum eklemek için tıklayın.