Arama

İstanbul’daki Çeçen Cinayetlerinin Arkasında Kim Var?

Çeçenistan’dan sadece iyi haberler alıyoruz! Oradaki belli şahıslar ve genel olarak Rusya Federasyonu haberlerin hep iyi olması için çok çalışıyor. Kötü bir haber varsa, Çeçenistan’dan değildir ve Çeçenistan’la hiçbir ilgisi yoktur! Rusya’yla ise zaten ilgisi olamaz!

Peki, bu sözde huzur ortamı nasıl sağlanıyor?

Buyurun, size korkunç bir cinayet haberi: İstanbul’da 16 Eylül günü Cuma namazından sonra Berg-Haj Musayev, Rustam Altemirov ve Zaurbek Amriyev adında üç Çeçen öldürüldü.

İzvestiya gazetesi hemen bu haberin iyi bir tarafının da olduğunu bildirdi: Emir Hamzat diye meşhur olan Musayev, Doku Umarov’un “sağ kolu”ydu ve Ocak ayında Moskova’daki Domodedovo Havalimanı’na bizzat kendisi terörist göndermişti.

Fakat burada şöyle bir soru akla geliyor: Musayev fedaiyi nereden bulup da o havalimanına göndermiş olabilir?

Bir buçuk yıldır tedavi gördüğü şehir olan İstanbul’dan mı?

Gazete, iddialarını sürdürürken inandırıcılığı oldukça azalıyor. Çünkü bir diğer maktul Altemirov’un da Domodedovo terörü ile ilgisi olduğunu ve hakkında gıyabi tutuklama kararı bile çıkartıldığını yazıyor.

Ancak şüphe götürmeyen tek bir şey var: Öldürülen üç Çeçen de Kuzey Kafkasya’daki radikal yasa dışı örgütlere üyeydi ve eğer ortadan kaldırılmalarının kime yaradığı sorulacak olursa, Moskova ile Grozni’nin çıkarlarına uygun olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Muhaliflerin hakkından gelme yönteminin akılda bıraktığı soru işaretleri de ayrı bir mesele. Katar, Moskova, Viyana ve Dubai’den sonra, şimdi de İstanbul mu?

ABD’deki Rus Konsolosluğu ise Rus istihbaratının bu ölümlerle ilgisi olmadığı konusunda açıklama yapmakta gecikmedi: “Söylentilerin, gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan spekülasyonlardan ibaret olduğunu” bildirdi.

Görünüşe göre, meselenin bütün hal ve şartları, bizleri şu teoriye doğru itiyor: İncelemelere göre, katilin elinde Rus belgeleri vardı ve polisten kaçarken bunları otel odasında bıraktı.

Son bir haber daha: Katil, Rusya Özel Kuvvetleri’ne ait “Groza” marka makinalı tüfek kullanmıştı. Nihayet, Türkiye’de farklı zamanlarda 6 Çeçen’in aynı marka silahla öldürüldüğü haberleri çıktı.

Diyorlar ki: “Gerçekler inatçıdır”.

Bırakın bu lafları!

Önceki cinayetlerden sonra şu kanıya varıldı: Öldürülen Çeçenler dünya terörizminden kazandıkları paraları paylaşamamışlar.

Musayev’in yaşantısına bakarsak bunu daha iyi görebiliriz. Bilindiği gibi, polisler maktulün mutfağında sadece biraz yoğurt ve patates bulmuşlardı…

Bir de Rusya kamuoyuna önceki cinayetlerin de Rusya’yla ve bilhassa Çeçenistan’la bağlantısı olduğunu gösteren hiçbir iz bulunamadığı söyleniyor. Madem öyle, Interpol’un Adam Delimhanov’u arıyor olması çok tuhaf. Umar İsrailov’un hayatına son veren “Viyana cinayeti”nin izleri ise (ki bu cinayet hakkında hüküm verileli çok olmadı) nereye gidiyor, hiç belli değil!

Bu haberlerin hazırlayıcıları kör ve sağır bir aptal olup, ne mahkeme ve kararla ilgili yorumları, ne de internette yayınlanan belgeleri okumuş gibi görünüyor. Ancak plan işliyor. Viyana cinayetinin baş şüphelisinin Leçi Bogatırev olduğunu ya da Viyana mahkemesinin Ramzan Kadırov’u sorgulama yolundaki başarısız girişimlerini en büyük gazetelerin hiçbiri yazmadı. Bazı küçük gazeteler haricinde hiç kimse yazmıyor da, konuşmuyor da. Gazeteci sağduyusunun ve haber bültenlerinin fevkaladeliği böyle kendini gösteriyor işte!

Onlara göre Çeçenistan’dan sadece iyi haberler alıyoruz!

­_____________________________________

Yazar: Aleksandr Çerkasov/Moskova

Rusçadan Çeviren: Kuşba Zeynep




Yorumlar
Henüz yorum eklenmemiş. Yorum eklemek için tıklayın.