Arama

İsrailli Siyaset Bilimci Avraam Şmulyeviç: ‘Rusya Kafkasya’nın Ayrılmasına Karar Verebilir’

Birileri, senin duymadığını zannederek hakkında konuşurken söylenenleri dinlemek daima çekicidir. Kıdemli yazar Avraam Şmulyeviç’in Tiflis’te yayımlanan “Tabula” dergisine verdiği röportajı dikkatlerinize sunuyoruz. Röportaj, Gürcüce’den Rusça’ya tercüme edilmiştir. “Tabula” dergisi “Gürcü iktidarının temel entelektüel organı” ününe sahiptir. Dergi, “Kadife Devrim”i hazırlayan “özgürlük Enstitüsü”nün bir organıdır. Saakaşvili ve bütün Gürcistan yönetiminin bu dergiyi mutlaka okuduğu düşünülmektedir.

-oOo-
İsrailli Siyaset Bilimci Avraam Şmulyeviç’le Röportaj
 

Dmitri Avialiani

Doğu Ortaklığı Enstitüsü (Institute of Eastern Partnership-Israil) Müdürü, “çerkes Kongresi” örgütünün (İsrail’deki çerkes Kongresi ç.n.) danışmanı, İsrailli meşhur siyaset bilimci Avraam Şmulyeviç, Kafkasya meseleleriyle yıllardır ilgileniyor. Geçen yılın sonunda Gürcistan’da bu konular üzerine bir dizi konferans verdi. Avraam Şmulyeviç’in, çerkes Soykırımı gerçeğinin Gürcistan Parlamentosu'nca tanınmasına katkısını göz ardı etmek zor. Avraam Şmulyeviç’le, Gürcistan’ın Kafkasya politikası üzerine yapılan röportajı dikkatlerinize sunuyoruz.


- Bugün Rusya’da olagelen süreçlerin (seçimler, protesto eylemleri), hem Kuzey, hem de Güney Kafkasya’daki meselelerin gidişatına ne gibi bir etkisi olabilir?

 

- Avraam Şmulyeviç: Bugün Rusya’daki rejim hala yeterli sağlamlıkta. Evet, iktidar sistemi krizde, fakat bu kriz uzun süredir var ve sanmam ki son olaylar birtakım değişikliklere yol açsın. Bugünün Rusya’sında ideoloji yok; lakin bir ideoloji ve alternatif bir toplum düzeni projesi hali hazırda muhalefette de mevcut değil. Aynı şekilde, devrime götürebilecek bir kuvvet de yok. Sovyet sonrası devletler arasında devrimin gerçekten yapıldığı tek ülke Gürcistan. Burada iktidardaki her seviyeden elitin paradigmasını değiştirmek mümkün oldu.

Rusya’da rejimi sarsabilecek denli geniş ölçekli hareketler tasavvur etmek zor. Rejim muhafaza edilecek, ancak Putin elbette bir dayanak, popülaritesini arttırmak için bir yol arayacak. Bu yönde yapabileceği tek şey ise Rus milliyetçilerinin sloganları ve program hükümlerinin bir kısmını kullanmaya başlamak olacak. Rus milliyetçiliği, halkın geniş tabakalarına gittikçe yayılacak, milliyetçiler düzgün bir ideolojik model geliştirmek için çalışacaklar ve rejim bu fikirleri kullanmaya, ideolojik inisiyatifi ele geçirmeye, en popüler hükümlerinin, öncelikle “Kafkasya problemi”yle ilgili olanların bir kısmını benimsemeye çalışacak. Aslında, rejim bunu zaten yapıyor. Rogozin figürünün aktifleşmesi buna güzel bir örnek.

Bazı yüksek dereceli Rus memurların ifadelerine bakarsak, “Kafkasya’yı beslediğimiz yeter!” sloganının çok yakında neredeyse resmîleşeceği sonucuna varmak zor olmayacaktır. Rusya halkının büyük bir kısmı, bir dizi sebepten ötürü Kafkasya’yı zihnen reddediyor. Bu sebeplerden başlıcaları suç ve ekonomiyle alakalı. Demin bahsettiğimiz slogan, geniş kitlelerden anlayış ve destek görebilecek, aynı zamanda Putin’e sahte değişim imkânı verecek tek slogan. Ancak gerçek değişimler için potansiyelleri yok.

Kuzey Kafkasya’ya büyük paraların harcanması, doğal bir memnuniyetsizlik sebebi... Rusya ekonomisi krizde; görünüşe bakılırsa petrol pahalanmayacak, ayrıca ülke zor bir jeopolitik durumda bulunuyor. Tam da bu yüzden Kuzey Kafkasya’daki statükonun korunması imkansız. Değişiklikler için ideolojik arka plan gerekli, o yüzden “Kafkasya’yı beslediğimiz yeter!” sloganı kisvesi altında, yerel elitlere yönelik gayet sert önlemler alınacak.

Hazırlıklar çoktan başladı; bakınız birkaç aydır Dağıstan ve Kabardey Balkar FSB’sinde yerel kadrolar boşaltılıp Rusya’nın merkez bölgelerinden gelen Ruslarla dolduruluyor. Mesela, bugün çeçenistan fiilen Rusya Federasyonu kanunlarına göre yaşamıyor. Bu gerçek, Moskova için bir sürü probleme yol açıyor, pek çokları için ise kesinlikle kabul edilemez.

Batı, bugüne dek Rusya’yı Kafkasya’daki istikrar faktörü sayıyordu, fakat bugün Kremlin bu görevle baş edemiyor. Kremlin’in istikrarı sağlama girişimlerinin hepsi aksi sonuçlar veriyor. Mesela, en çok terör eylemi, çeçenistan, İnguşetya ve Dağıstan’da, yani devletten en çok maddî yardım alan cumhuriyetlerde meydana geliyor.

- Gürcistan’ın bölgedeki politikasını, tüm bu olanlar ışığında nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Avraam Şmulyeviç: Ben Gürcistan’dayken, Gürcülerin, Avrupa’nın bir parçası olma arzusuyla, Gürcistan’ın Kuzey Kafkasya’da yer aldığını unuttukları izlenimine kapıldım. Gürcü egemen ve entelektüel elitlerin; Gürcistan ile Kuzey Kafkasya’nın her anlamda bütün bir bölge olduğunu, Gürcistan’ın sadece Kafkasya değil, aynı zamanda Kuzey Kafkasya ülkesi olduğunu idrak ettiklerine şahit olmadım. Görünen o ki, Avrupa’ya gözünü diken bu ülke, kendini Kafkasya’dan tamamen soyutlamış. Ama bu saçmalık. Gürcistan İsviçre değil, İskandinavya değil, Georgia Eyaleti de değil; Gürcistan, Kafkasya’nın bir parçası.

Kafkasya hem ekonomik hem de jeopolitik açıdan bütün bir bölge. Bölgedeki istikrarı ise bölgenin parçası olan bir ülke güvenceye alabilir. Bugün, vizesiz seyahatin yürürlüğe girmesinden sonra Tiflis, Moskova’dan ziyade Mahaçkale’ye yakın. Eğer Kuzey Kafkasya’da bir şey olursa, mülteciler nereye gidecek? Bence, kuzeyden ziyade buraya gelecekler. Aynı zamanda, eğer Kuzey Kafkasyalılar Gürcistan’ı destekleselerdi, Ağustos Savaşı imkansız olurdu. Gürcistan bunun tamamen farkında değil.

- Niçin böyle düşünüyorsunuz? Ne de olsa bazı adımlar atıldı: Vizesiz seyahat, çerkes soykırımının tanınması…

- Avraam Şmulyeviç: Gürcistan’ın Kuzey Kafkasya’daki politikası, şöyle görünüyor: Bir adım ileri, bir adım yerinde say, bir adım geri. Yapılanlar doğru yapıldı, fakat bu yeterli değil.

Ben Gürcistan medyasına verdiğim röportajlarda, Gürcistan üniversitelerinde verdiğim konferanslarda ve devlet adamlarıyla buluşmalarımda bu konudan defalarca söz ettim. Son zamanlarda durum değişmeye başladı: Yüksek yönetim ve yüksek parlamentoda, “Gürcistan ile Kuzey Kafkasya halklarının ilişkilerini iyileştirme hakkında” ses getiren bir dizi bildiri kabul edildi; lakin mesele, bu bildirileri kimin hayata geçireceği ve hatta bunların hayata geçirilip geçirilmeyeceği.

Gürcistan, çerkes soykırımını tanıyarak, sadece yarım adım attı. Rusya çoktan inisiyatifi ele geçirdi; çerkes diasporasıyla aktif bir şekilde çalışıyor, konferanslar düzenliyor, karşı propaganda yapıyor, bu arada istihbarat da çalışıyor. Bütün bunlar Gürcistan’a karşı.

Tiflis’in doğru düzgün bir stratejisi yoktu, bu yüzden Kafkasya politikası başlar başlamaz durdu. ABD ve Avrupa’nın; Tiflis’in Kuzey Kafkasya inisiyatiflerinden memnun kalmayışı da küçük ölçüde buna sebebiyet verdi. Belli ki, ABD ve Avrupa, Rusya’nın memnuniyetsizliği yüzünden huzursuz oldu. Ayrıca, Gürcistan yönetiminin adımları, Batı’da, düşünülmüş devamlı bir politika olarak değil, Saakaşvili’nin Putin’den aldığı kişisel intikam olarak kabul ediliyor. Batı, Gürcistan’ın Kafkasya tarafına yaptığı stratejik U dönüşünü görmedi. Ne Gürcü yönetimi, ne de Gürcü toplumu bir gelecek vizyonuna sahip. Hiç kimse bunun gerçek bir politika olduğunu ve ülkenin varlığının buna bağlı olduğunu Batı’ya anlatmaya kalkışmadı bile.

Aynı zamanda uluslararası arenada, sadece Gürcistan’ın gerçekleştirebileceği bir görev var: Kuzey Kafkasya’yı medenî dünyaya entegre etme görevi.

- Bu sözlerden kastınız ve Gürcistan’a biçtiğiniz rol nedir?

- Avraam Şmulyeviç: Hem elitlerle hem de geniş halk kitleleriyle çalışmayı gerektiren bir bölgesel entegrasyon stratejisi oluşturulmalı. Sınırlı işbirliği ve kültürel temaslardan söz edilebilir. Zira Kuzey Kafkasyalıların Gürcistan’la bağları eskiye dayanır.

Kuzey Kafkasya’ya ilişkin inisiyatifler, kesinlikle Rusya karşıtı olmamalı. Aksine, burada Moskova ile Tiflis işbirliğinin önü açılıyor; çünkü onlar için hayatî önemi olan bölgedeki istikrar, iki devletin de menfaatine. Bugün Moskova Kuzey Kafkasya’ya hiçbir şey teklif edemez, bu yüzden Kuzey Kafkasya’nın özel statüsüyle ilgili, Gürcistan’ın Moskova onayıyla bölgeye girdiğine dair iki taraflı veya üç taraflı (mesela, Avrupa Birliği’nin de katılımıyla) bir anlaşma yapılabilir. İstikrarlı, aşırıcı olmayan ve ekonomisi gelişmiş bir Kuzey Kafkasya, her iki tarafın da hayatî çıkarlarına uygundur. Gürcistan’ın Kafkasya’daki “medeniyete entegre edici” rolü, Batı ve Türkiye de dahil olmak üzere kesinlikle bütün oyuncuların, ayrıca Rusya’nın işine gelir.

Dahası, Kuzey Kafkasya problemlerinin çözülmesi için Rusya, Türkiye, Gürcistan ve Avrupa Birliği arasında muhtemel bir ortaklık düşünülebilir ve düşünülmelidir.

- Böyle bir politika, işgal topraklarının iade meselesinde Gürcistan’a yardımcı olabilir mi?

- Avraam Şmulyeviç: Zamanında Moskova; Abhazya ve Güney Osetya haritalarıyla oynamayı başardı, çünkü Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerindeki nüfusun bir kısmı, Gürcistan’dan ayrılmak için savaşı desteklemişti. Hem Abhazlar, hem de Osetinler, Kuzey Kafkasya halklarının görüş alanında bulunuyorlar. çerkes soykırımının tanınması, çerkes millî hareketinin temsilcileriyle Abhazlar arasında çok sesliliğe yol açtı.

Bugün Gürcistan’ın Moskova’yı etkileme manivelası yok, ancak Kuzey Kafkasya’daki durumu etkilemek için her türlü imkanı var. Bu argümanı Moskova’yla müzakereler esnasında kullanmak tamamıyla mümkün.

Bugün ne Şinval’le ne de Sohum’la diyalog var. Dahası, Tiflis’te; Abhazya, Güney Osetya ve Kuzey Kafkasya’da meydana gelen süreçleri gerçekten incelemiyorlar. Bunun için yabancı sosyologları davet etmek yeterli, fikirleri bilmek lazım. Eğer Gürcistan toprakların iade perspektifleri üzerinde ciddiyetle düşünüyorsa, Gürcü otoriteleri orada neler olup bittiğini bilmeli. Bu topraklarda yaşayanlar -Abhazlar ve Osetinler- hiçbir koşulda yabana atılmamalı.

Zamanında Abhazya Eski Dışişleri Bakanı Maksim Gvinciya ile bağlantılarım iyiydi. O zamanlar, Abhazların sadece iki seçeneği olduğunu, ya bağımsızlığını ve etnik kimliğini kaybederek Rusya’yla tamamen birleşmesi; ya da şu veya bu şekilde var olmak için Gürcistan’la müzakereler yapması gerektiğini açıkça söylemiştim. Kendisi bunlara karşı bir argüman bulamamıştı.

Fakat problem, taraflardan birinin bile inisiyatif almaması. Gürcü otoritelerinin resmî tutumu, mültecilerin şartsız ve öncelikli dönüşünden yana. Bu Abhaz otoritelerince sadece Abhaz devletinin değil, aynı zamanda Abhaz etnosunun da sonu olarak kabul ediliyor. Eğer vaziyeti değiştirmek istiyorsanız, Abhazlarla konuşup uygun politik araçları kullanmalısınız.

Ancak, Tiflis’in bu meselede bir stratejisi yok. Tiflis’teki yeterince nüfuzlu bir kişi bana Gürcü tarafının; Abhazların varlığını hiç fark etmediğini ve sadece Moskova’yla müzakereler yürütmeye hazır olduğunu söyledi. Gürcü toplumu da bu tutumu paylaşıyor.

- Fakat bir dakika, resmî bir strateji mevcut: İşbirliği yoluyla teşvik…

- Avraam Şmulyeviç: Bu eksik bir strateji ve dondurulmuş vaziyette. Avrupa Birliği’nin yardımıyla uygulanacaktı, ancak bugün pek olası değil, tabii Avrupa’da bir mucize olmazsa. Bu strateji, yalnızca Abhazya ve Güney Osetya’ya değil, bütün Kuzey Kafkasya’ya yönelik olmalı. Bu bölgeleri ayrı ayrı ele almak imkansız. Abhazya ve Güney Osetya problemini çözmek, ancak genel bir Kafkasya politikası bağlamında mümkün. Mesela, Güney Osetya’daki seçimleri ele alalım. Gürcistan harika bir propaganda fırsatını kaybetti.

Tiflis’te hiç kimse Güney Osetyalıların gerçek bağımsızlığa sahip olmadığını söylemedi bile ve bugünkü durumları Gürcistan topraklarında oldukları zamankinden çok daha kötü. Bunu siz biliyorsunuz, lakin Kuzey Kafkasyalılar bilmiyor. Gürcistan, Kuzey Kafkasya’ya hemen bitişiğinde değil de Ay’da bir yerlerdeymiş gibi bakıyor. Gürcülerin bilincinde Kuzey Kafkasya yok.

Gürcistan, ülkenin içinde neler olduğunu komşularına anlatmalı. Mesela, kişisel izlenimlerime göre, PİK adlı televizyon kanalı, Kafkasya meselelerinden başka her şeyle ilgileniyor. Kuzey Kafkasya’dan haber alınabilecek sağlam bir internet sitesi de mevcut değil. Doğrudan söyleyelim, Gürcistan’ın bir stratejisi yok. Gürcü toplumu, tüm ümitlerinin Rusya’nın dağılmasına bağlı olduğu izlenimi veriyor.

- Rusya’nın dağılması seçeneğini gözardı mı ediyorsunuz?

- Avraam Şmulyeviç: O halde bütün Rusyalıların Budizm’i kabul edip Himalayalar’a yerleşeceğini tasavvur edelim. Politikada mucize beklentisi olamaz. Eğer Rusya dağılırsa, sizin için ve herkes için kötü olur. 1992-96 yıllarında çeçenistan’da olanları ele alalım. 1918 Rusya’sını ister misiniz? Afedersiniz, iktidarsızlık, milyonlarca mülteci vs. Aynı şeyler şimdi de olursa, Gürcistan için gerçek bir tehlike olur.

Rusya’nın dağılması gerçek dışı, çünkü her şeyden önce bu Batı’daki hiç kimsenin işine gelmez. Sovyetler Birliği meselesinde olanlar dağılma değil, önceden hazırlanmış planlı bir parçalanmaydı. Bu, Sovyet elitlerinin ortak kararıydı. Rusya’da böyle bir kararı hiç kimse kabul etmez. Fakat Kuzey Kafkasya’nın ayrılmasına karar verilebilir, şayet Kafkasya’nın nereye gittiği açıkça anlaşılırsa. Yalnızca milliyetçiler değil, aynı zamanda bugünkü Rusya iktidarı da Kafkasya’dan nasıl kurtulacağını düşünüyor. Lakin bunu yapmak, onlara yardım edecek bir gücün ortaya çıkmasıyla mümkün. Gürcistan haricinde böyle bir güç yok.

Daha önce de söylediğim gibi, imparatorluğun dağılması 20 sene önce sona ermedi. Ancak bu süreç medenî bir biçimde geçmeli, tıpkı SSCB’nin dağılma süreci gibi. İstikrarlı ve özgür bir Kafkasya, Gürcistan’ın başlıca menfaati; özerk veya egemen devletlerden oluşması önemli değil. Bu meselenin ortak bir strateji çerçevesinde incelenmesi gerek, fakat bugün böyle bir strateji yok. Şimdiki Rusya rejimi bunu kendisine düşmanlık faaliyeti olarak algılasa bile, böyle bir strateji geliştirme lüzumu ortada. Eminim ki, Batı bu gibi faaliyetleri anlayışla karşılar.

-------------------------------------
Kaynak: www.apn.ru

Rusça’dan çeviren: Kuşba Zeynep




Yorumlar
Henüz yorum eklenmemiş. Yorum eklemek için tıklayın.