Arama

Çerkez Halil Efendi
III. Mustafa'nın kızı Hibetullah Sultan'ın süt annesi olan annesinin isteği üzerine Çerkez diyarından hareme getirilmiştir.
Şehzade Selim'in arkadaşı oldu ve onunla beraber büyüdü. 1789 tarihinde çocukluk arkadaşı Şehzade Selim'in tahta çıkması üzerine hazine kethüdalığına getirildi. 1801'de Galata kadısı oldu. Ardından Mekke, İstanbul kadılığı payesi verildi. 1813'de Rumeli kazaskeri oldu. 3 Eylül 1819'da şeyhülislamlık görevine getirildi. Çerkez Halil Efendi 136. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. II. Mahmud üzerinde etkisi olan Halet Efendi'yle geçinememesi üzerine 28 Mart 1821'de azledilerek eşi ile birlikte Bursa'ya sürüldü. Eşi Ziba Hanım'ın Halet Efendi tarafından öldürtülmesi üzerine bu acıya dayanamayarak felç olup 2 veya 12 Ağustos 1821'de Afyon'da vefat etmiştir. __________________________ KAYNAK: TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 15, sayfa: 312 Bir dersinde şunları anlattı: İnsanlar dört kısımdır. Birincisi: Günahlara dalmıştır. Allahü teâlâ ona kıymet vermez. Böyle kimselerden olma. Onlar arasına katılma. Çünkü onlar, Allahü teâlânın azâbına müstahak kimselerdir. Onlardan Allahü teâlâya sığınırız. İkinci kısım kimseler hikmetle konuşurlar, fakat onunla amel etmezler. İnsanları, Allahü teâlâya davet ederler, fakat kendileri Allahü teâlâdan kaçarlar. Başkasının ayıbını, çirkin işlerini görürler, fakat kendi yaptıklarını görmezler. Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hadîs-i şerîfte; "Ümmetim hakkında en korktuğum, kötü âlimlerdir" buyurmuştur. Bundan Allahü teâlâya sığınırız. Böyle kimselerden uzak dur. Tatlı sözleri ile sana tesir edip, seni çarpmaması için, ondan süratle kaç. Yoksa, kötülüklerinin ateşinde seni de yakarlar, içinin ve kalbinin pis kokusuyla seni öldürür. Üçüncü sınıf kimsenin; kalbi vardır, fakat konuşmaz. O, öyle bir mü'mindir ki, Allahü teâlâ onu insanlardan gizlemiş, onu himâye etmiş, ona nefsinin ayıplarını görmeyi nasip etmiş, kalbini aydınlatmış, insanların arasına karışmanın ve lüzumsuz, faydasız ve fazla konuşmanın zararını, istenmeyen durumlardan kurtulmanın susmakta ve yalnızlıkta olduğunu bildirmiştir. Resûlullah efendimizin şu mübârek sözüne iyi kulak ver: "Susan, kurtulur." Dördüncü kısımdakiler; Allahü teâlâyı ve âyetini bilen kimsedir. Allahü teâlâ, bu kulunu derin âlim, insanları Allahü teâlâya davetçi, onları korkutucu, insanlara doğru yolu gösterici ve Peygamberlerine (aleyhimüsselâm) vâris kılmıştır. Bu mertebe, peygamberliğin dışındaki en yüksek mertebelerdendir. Böyle kimselere yapış. Onlara muhalefet etme. Onlara düşmanlık yapma. Onlardan uzaklaşma. Onun nasihatini terk etme. Çünkü kurtuluşun, onun söylediklerindedir. Helak ve dalâlet, onun sözünün dışındaki sözlerdedir... Kaynak: Vehbi Tülek, Şeyhüsislâm Çerkez Halil Efendi, Türkiye Gazetesi, 5.10.2015

Yorumlar
Henüz yorum eklenmemiş. Yorum eklemek için tıklayın.