Arama

Kafkasevi, Harvard Üniversitesi'nde Türkiye Çerkesleri Hakkında Sunumda Bulundu

 
Sine Kontbay , Didem Baş'ın haberi...
 
ABD'de, dünyanın en saygın öğretim kurumlarından Harvard Üniversitesi'nde düzenlenen uluslararası toplantıda Çerkes halklarının sorunları masaya yatırıldı.
8 Nisan’da NewJersey merkezli Çerkes Kültür Enstitüsü (Circassian Cultural Institute), Jamestown Vakfı ve Harvard Davis Rusya ve Avrasya Çalışmaları Merkezi (The Davis Center for Russian and Eurasian Studies Center) işbirliği ile Harvard Üniversitesi'nde “Rusya ve Çerkesler / Bir iç mesele mi? Yoksa Uluslararası bir konu mu?” başlıklı bir panel düzenlendi.
Üç oturum halinde düzenlenen panelin ilk iki oturumu Harvard Kennedy School'da, üçüncü oturumu ise Rusya ve Avrasya çalışmaları üzerine dünya çapında en ciddi otoritelerden biri olarak kabul edilen Harvard Davis Center’da gerçekleşti. Toplam sekiz saat süren panele Kabardey - Balkar Cumhuriyeti'nin yanı sıra Ürdün, Türkiye ve Amerika Çerkes diasporasından temsilciler de katıldı.
 
I. OTURUM
 
Toplantı Rusya üzerine periyodik yayınlar yapan Johnson's Russia List'ten Stephen Shenfield’in “Çerkesler kimdir? Tarihi bir yaklaşım” başlıklı konuşmasıyla başladı.
Shenfield'ın ardından, toplantıya İngiltere'den katılan Southhampton Üniversitesi Karşılaştırmalı Soykırım Çalışmaları doktora öğrencisi Irma Kreiten, var olan soykırım tanımları üzerinden büyük Çerkes sürgünü esnasında yaşanan trajediyi karşılaştırmalı olarak ele aldı.
 
“ÇERKESLERİN MARUZ KALDIĞI MUAMELENİN LİTERATÜRDEKİ ADI SOYKIRIM”
 
Panelin ikinci oturumunda ilk konuşmayı Kabardey – Balkar Cumhuriyeti’nden İnsan Hakları Temsilci olarak katılan İbrahim Yağan gerçekleştirdi. Konuşmasını Adige dilinde yapan ve Çerkes kültüründen bahseden Yağan, “Kafkasya'nın Rusya'ya katılışının 450. yılı Kutlamaları”na da eleştiriler yöneltti.
Ulus - devlet kavramı üzerinde değerlendirmelerde de bulunan Yağan'ın konuşma metni, tercümesi devam eden diğer sunumlarla birlikte yakında kafkasevi.com'da yayınlanacaktır.
 
Yağan'ın ardından dünya çapında saygınlığı olan insan hakları örgütü Amnesty International’ın Kuzeydoğu Direktörü Johua Rubenstein, “Rusların İnsan Hakları Politikası ve bugünkü durum” başlık bir konuşma yaptı. Konuşmasında 1860’larda yaşananlar ve bugünün Çeçenistanında devam eden olaylar ışığında Rusya’nın Kafkasya politikasına değinen Rubenstein, Rusya’nın kendine gücüne yönelik gelişmeler olmadığı sürece yönetimi altındaki halklara göz yumduğunu, ancak aksi bir gelişme halinde en sert politikalara başvurmaktan kaçınmadığını söyledi.
 
İkinci oturumun son konuşmacısı Prof. Poul Goble'ydi. Konuşmasına, toplantıya hiç kimseyi temsilen gelmediğini, söyleyeceklerinin sadece kendi düşünceleri olduğunu belirterek başlayan Goble, insan haklarının yaşam standartları ile karıştırılmaması gerektiğini söyledi ve en yakın örnek olarak Ortadoğu’daki son gelişmelere işaret etti. Goble Çerkeslerin yaşadığı trajedinin bir soykırım olduğu tespitinde de bulundu.
Çeçenistandaki ikinci savaşın çıkış sebebi olan bombalamalara değinen Goble, “Evet, o apartmanları Putin bombalatmıştı.” diyerek, Amerikan Senatosu’nun Çeçenistan ile ilgili tutumuna ciddi eleştirilerde bulundu. Bugün Çeçenistan’da yaşanan dram ile 1864 yılında yaşananları ve dünyanın bu yaşananlara tepkisini karşılaştıran Goble'nin konuşması ilgiyle takip edildi.
 
Goble’nin, “Bir ülkenin doğabilmesi için, ilk başlarda dünyada bir etki yaratmayacak kadar küçük olması gerekir” cümlesi, gelecekte bağımsız bir devlete sahip olma arzusundaki Çerkeslere verilmiş ince bir mesaj olarak değerlendirildi. 
“Rusya, Kafkasya’daki politikalarının sebebinin Radikal islam tehditi olduğunu iddia ettiği sürece, NATO ve Birleşmiş Milletler olanlara sessiz kalacaktır” diyen Goble, Çerkeslerin geleceği ve bölgedeki bağımsızlığına dair yönetilen bir soruya, ”Çerkesler dünya ülkelerinin desteğini arkalarına almak istiyorlarsa, tavırlarını İslami referanslı bir devlet düzeninden yana değil de, laik devlet düzeninden yana koyduklarını belli etmelidirler” şeklinde cevap verdi. Goble sözlerinin devamında, islamlaşma yerine uluslaşma politikasının izlenmesinin özgür Kafkasya’ya ulaşmada daha çok yardımcı olacağını ileri sürdü.
Konuşması süresince, heyecanı ve konuya olan ilgisi ile dikkat çeken Paul Goble, sunumunun sonunda, 11 Eylül olayları sonrası Newyork Times gazetesinin sanat ekinde yayınlanan bir fotoğrafı ve altında yazan cümleyi hatırlattı. Fotoğrafta, bir kaya parçasının çatlaklarından bir çiçek fışkırdığını anlatan Goble, “Kaya ne kadar sert ve büyük olursa olsun, sonunda kazanan, çatlaklarından yol bulup yeşerecek bitkilerdir; çünkü eninde sonunda kayayı saracaklar” dedi.
Ve resmin altında yazan cümle ile konuşmasına noktaladı:
- “sadece devam edemeyiz, devam etmek zorundayız” (We can't go on, we must go on)
 
III. OTURUM
 
Davis Center'da gerçekleşen 3.oturum, John Colarusso'nun moderatörlüğünde Çerkes Kültür Enstitüsü’nden Zack Barsaqua'nın konuşmasıyla başladı. Barsaqua Kafkasya'da Çerkes direnişinin ardından gerçekleşen sürgün ve diasporadaki Çerkes örgütlenmelerini ele aldı. Barsuqua sunumunda, “Eğer Çerkesler 19.yy da soykırıma maruz kalmasalardı, bugünkü nüfusları yaklaşık 17 milyon olacaktı” diyerek kendisini bu sonuca götüren araştırma hakkında bilgiler verdi..
Sunumuna uluslararası literatürlerde kabul görmüş soykırım tanımı ile başlayan Kreiten, 19. yy’da Çerkeslerin maruz kaldığı uygulamaların bugün kabul gören soykırım tanımı ile ne kadar örtüştüğü sorusunu irdeledi.
Soykırım tanımında önemli unsurlardan birinin “niyet” olduğunu belirten Kreiten, mevcut tanımlamanın esas unsurunun öldürülen kişi sayısı, öldürülme şekli ve şiddetin oluşturduğu yan etkilerin neler olduğundan çok, belirli bir millet, din ve etnik kökene ait bireylerin “kasıtlı” olarak yok edilmesi olduğunu vurguladı. Bu çerçevede yaptığı karşılaştırmalar sonucunda, Çerkeslerin maruz bırakıldığı uygulamaların her yönü ile soykırım tanımına denk düştüğünü belirten Kreiten, bu bulguyu çalışmasının bir sonucu olarak açıkça deklare etti.
 
Jamestown Vakfı Başkanı Glen Howard'ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumun son konuşmacısı Kuzey - Batı Kafkasya dilleri uzmanı, aynı zamanda Antropolog Prof. John Colarusso’ydu. Colarusso'nun sonradan öğrendiği Çerkesçeye hakimiyeti hayranlık uyandırırken, “Çerkeslerin Kafkasya'dan Osmanlı İmparatorluğuna Deportasyonu”  başlıklı sunumu da ilgiyle dinlendi.
Occidental Universitesi’nden Dr. Richmond Walter Comins ile yaptığı bir çalışmayı sunan Colarusso, Kuzey Kafkasya'nın etnik yapısını ele alarak Kırım savaşı ile başlayan ve Osmanlı İmparatorluğuna göç ile sonuçlanan Çerkes sürgününü anlattı.
Colarusso'nun sunduğu çalışmanın ana başlıkları, dinleyici notları ile şöyle sıralanabilir:
* Kırım Savaşı
* Kırılan direniş
* İlk etnik temizliğin formülasyonu:
-Alexander II
-Ekim 1860: Fodaev Baritinsky
-Yermolov

* Dış dünyadan gelen destekler:
- İngiltere Türkler ve Fransızlarla birlikte Rusya'ya karşı hareket etme şartıyla yardım ve tanıma önerisinde bulundu.
* Deportasyon
* Son aşamalar:
- 21 Mayıs 1864 tarihinde, Rusya “operasyon tamamlandı” duyurusunda bulunmuştur.
- 1870 yılına gelindiğinde, Kuzey Kafkasya nüfusunun 70 %‘ini artık Slavlar oluşturuyordu.
* Zorunlu göç ve ölümler:
- 180 bin kişi Osmanlıya vardıktan çok kısa bir süre sonra vefat ederken, zorunlu göçe tabi tutulan nüfus 1 milyon kişidir.
- Ubıhların tamamı zorunlu göçe maruz kalmıştır.
* Soykırımın maliyeti:
- Anayurdundaki Çerkes nüfusu sürgünde  % 94 oranında azaldı.
Colarusso konuşmasını, Paul Henze’den alıntıladığı, “Rusların 1860'lardaki tutumu gelecek dönemlerde yapılan tüm etnik temizliklere emsal teşkil etmiştir” sözleriyle tamamladı.
 
II. OTURUM
Uluslararası Çerkes Birliği'nin dünü ve bugününden de bahseden Barsaqua konuşmasını, bundan sonra atılacak adımları dört başlık altında tasnif ederek sonuçlandırdı.
Bunlar özetle;

* Çerkes soykırımının Uluslararası makamlarca tanınmasını sağlamak için çalışmalarda bulunmak.

* Uluslararası makamlara Kuzeybatı Kafkasya'da özgür basının gelişmesine yardımcı olması için talepte bulunmak.

* Olimpiyat Komitesinin 2014 yılı Kış Olimpiyatları’nın Soçi’de yapılmasıkararını gözden geçirmesini temin için uluslararası makamlar nezdinde girişimlerde bulunmak.

* Harvard Üniversitesi gibi Amerikan akademik kuruluşlarının “Çerkes Çalışmaları” üzerine programlar hazırlamaları için girişimlerde bulunmak.

Barsaqua'nın ardından sözü Matthew Light aldı. Yale Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde “Sovyetler Birliği’nde bölgesel göç politikaları” üzerine doktorası olan Light, “Rusya Federasyonunda mevcut sınır yapısı ve Kafkas Cumhuriyetlerinin geleceği”  başlıklı bir sunum yaptı.
 

Harvard Üniversitesi Davis Center'daki toplantıya Kafkasevi'ni temsilen katılan Dr. Nusret Baş ise “Türkiye Diasporası ve Kimlik” başlıklı konuşmasında Cumhuriyet öncesi ve sonrası döneme değindi. Nusret Baş, konuşmasını diasporanın güncel sorunlarını özetleyerek tamamladı.

Nusret Baş'ın ardından gazeteci ve Harvard Üniversitesi Carr İnsan Hakları Politikaları Merkezi öğretim görevlisi Fatima Tlisova söz aldı. Tlisova cesur konuşmasının bir kısmında FSB'nin Çerkes yapılanmalarının içine ne denli sızdığına değindi. Uluslararası Çerkes Birliği yönetici kadrosunun resimleri eşliğinde FSB ile ilişkilerinden bahseden Tlisova, Çerkes halkının millet olarak hayatta kalması için “Bağımsız bir Kafkasya”nın gerekliliğinin altını çizdi.

Tlisova’yı takiben kapanış konuşmasını Jamestown Vakfı Başkanı Glen Howard gerçekleştirdi.

Baştan sona videoya kaydedilen proramın görüntüleri ve konuşmacıların sunumları tercümelerinin tamamlanmasının ardından kafkasevi.com web sitemizde yayınlanacaktır.

 

KATILIMCILAR VE ÖZGEÇMİŞLERİ:

 

Zack Barsaqua : Amerika doğumlu bir Çerkes olan Barsaqua, Rutgers Üniversitesi'nde Halkla İlişkiler Masterı yaptı. Çerkesçeyi akıcı olarak konuşabilen Barsaqua, Kafkasya ve Kafkas Diasporasının yaşadığı bölgeleri ziyaret ederek çalışmalarda bulundu. Uzun yıllar merkezi Newjersey'de bulunan “Circassian Benevolent Association”( Çerkes Yardımlaşma Derneği) yönetici kadrosunda yer aldı. Barsaqua toplantının organizatörlerinden “Circassian Cultural Institute”'un (Çerkes Kültür Enstitüsü) kurucularındandır.

 

Baj Nusret Baş: Tokat, Türkiye doğumlu bir Çerkes olan Baş, 1980 yılında Tıp doktoru, 1984 yılında Göz Hastalıkları Uzmanı oldu. Ailesi 1864 yılındaki büyük sürgün esnasında bugünkü Adigey Cumhuriyeti Abadzeh bölgesinden Osmanlı topraklarına göç ederek, Tokat iline yerleşmiş ve Canbolat köyünü kurmuştur.(Canbolatlıların 1877 ve 1914 yıllarındaki Kafkasya'ya dönüş çabaları trajediyle sonuçlanmıştır.) Çerkesçeyi akıcı olarak konuşabilen Baş, 17 yaşından itibaren çeşitli Kafkas derneklerinde aktif olarak görev aldı. Baş, “Kafkasevi Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi”nin kurucularındandır.

 

John Colarusso: 1975 yılında Harvard Üniversitesi'nde dilbilim üzerine doktora yaptı. Kafkas dilleri, özellikle Çerkes dilleri ve lehçeleri üzerine uzmanlaştı. Şu an ana araştırma alanı “dilbilim tarihi” ve “karşılaştırmalı mitoloji” olan Colarusso, Bill Clinton döneminde, Kafkasya’daki çatışmalarla ilgili diplomatik görevler üstlendi, danışmanlık yaptı. Bu süreçte yok olma tehlikesi altında olan küçük etnik grupları kuşatan problemlere ve gelişmelere tanıklık etti. John Colarusso Viyana Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak bulundu. Halen Canada McMaster Üniversitesi’nde ders vermektedir.

 

Poul Goble: Merkezi Washigton D.C de bulunan Radio Liberty’deYardımcı Direktörlük yaptı. Öncesinde “Carnegie Endowment for International Peace”de azalık, Amerikan Dış İşleri Bakanlığı’nda Sovyetlerde Milliyet Problemleri ve Baltık İlişkileri Danışmanlığı, Radio Liberty’de Araştırma Direktörlüğü ve Amerikan Dış İşleri Bakanlığı’nda Sovyet Milletleri İstihbarat ve Araştırma Bürosu Uzman Asistanlığı görevlerinde bulundu. Chicago ve Miami Üniversiteleri’nde eğitim alan Goble, Sovyetler Birliği’ndeki etnik problemler üzerine 4 ciltlik bir yayının editörlüğünü de yaptı. Goble’ın etnik ve ulusal topluluklar üzerine 150 den fazla yayınlanmış makalesi var.

 

Glen Howard: Jamestown Vakfı Başkanı. Rusçayı akıcı olarak konuşabilen Howard, Azerbaycan Türkçesi ve Arapça bilmektedir. Kafkasya ve Orta Asya uzmanıdır. SAIC (Science Applications International Corporation Strategic Assessment)’de analistlik yaptı. Makaleleri, The Wallstreet Journal, The Central-Asia Caucasus Analyst ve Jane's Defense Weekly’de yayınlandı. Howard, Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı, Milli İstihbarat Konseyi, ayrıca Orta Asya ve Orta Doğu’da işletilen belli başlı petrol şirketleri gibi özel sektör ve devlet kurumlarına da danışmanlık yaptı. Howard aynı zamanda Çeçenya’daki soruna barışçıl bir çözüm getirmek amacıyla kurulan sivil toplum kuruluşu “Çeçenyada Barış için Amerikan Komitesi” nin (the American Committee for Peace in Chechnya) yönetim kurulu üyesi ve başkanıdır. ÇBAK'nın diğer eşbaşkanları Dr. Zbigniew Brzezinski, General Alexander M.Haig ve Stephen Solarz (Honorable)dır.

 

Irma Kreiten: Leipzig ve Tuebingen (Almanya) , ayrıca Selanik Aristotale ( Yunanistan) Üniversiteleri’nde “Kültürel Antroploji”, “Modern Tarih” ve “Karşılaştırmalı Dilbilim” okudu. Kırgızistan ve Rusya'da akademik programlar için burslar kazanan Kreiten, 2004 yılında “Doğu Avrupa tarihi üzerinden Khevsureti Rus emperyal etnografyası” (Khevsureti :Gürcistan'ın doğusu ile Kafkas dağları arasında kalan tarihi bölge) konulu master tezi ile Tuebingen Üniversitesi’nden mezun oldu. Aynı yıl Tuebingen Üniversitesi’nde “Kuzey Batı Kafkasya'da (1829-1865) Rus sömürge politikaları” hakkında doktora tezine başladı. 2005 yılında aynı üniversitede “Savaş Deneyimleri” isimli araştırma projesinde yer aldı. Tez çalışması esnasında Moskova, Saint Petersburg, Istanbul ve Krasnodar kütüphane ve arşivlerinde çalıştı. 2007 yılında doktora çalışması için İngiltere South Hampton Üniversitesi Karşılaştırmalı Soykırım Çalışmaları Bölümü’ne geçiş yaptı. Kreiten, Almanca ve İngilizcenin yanı sıra, Fransızca, Yunanca, Rusça ve Türkçe konuşabilmekte, ayrıca Arnavutça ve Osmanlıca bilmektedir. Ana akademik ilgi alanları Karadeniz bölgesi tarihi ve antropolojisi, post-koloniyal çalışmalar ile “Modernite ve şiddet”tir.

 

Matthew Light: 2006 yılında Yale Üniversitesinden “Rusya Federasyonunda Bölgesel Göç Politikaları” konulu tezi ile doktor ünvanını aldı. Halen Massachusetts Üniversitesi'nde ders veren Light, çalışmalarına 2008 Temmuz ayından itibaren Toronto Üniversitesi Kriminoloji Bölümünde doçent olarak devam edecektir.

 

Joshua Rubenstein:  1975 yılından bu yana Amnesty International'da kadrolu olarak görev yapıyor. Şu anda Amnesty International'ın KuzeyBatı bölge direktörlüğü görevinde bulunan Rubenstein kurumun çeşitli uluslararası projelerinde de yer aldı.

 

Stephen D.Shenfield: İngiltere, Burningham Üniversitesi Doğu Avrupa ve Rusya Çalışmaları Merkezi'nde “Sovyet Çalışmaları” üzerine doktor ünvanı aldı.Yayınlanmış çalışmaları arasında; “Rusya’da Faşizm: Gelenekler, Eğilimler, Hareketler” (M.E. Sharpe, 2001), Mark Levene ve Penny Roberts'ın editörlüğünde “Çerkesler: Unutulan bir soykırım mı?” yer almaktadır.

 

Fatima Tlisova: 2007/08 Harvard Carr Center for Human Rights Policy de öğretim görevlisi ve Kuzey Kafkasya'lı gazeteci. Son on yıl boyunca “Novaya Gazeta”, RFE/RL, Associated Press ve BBC gibi çeşitli bağımsız Rus ve yabancı medya organlarında muhabirlik yaptı. Aynı zamanda Rus haber ajansı Regnum'un Kuzey Kafkasya Bürosu şef editörlüğü görevinde bulundu. Tlisova, çalışmalarında Rus politikaların Kuzey Kafkasya'da insan haklarını nasıl göz ardı ettiği ve bölgedeki problemleri ne denli alevlendirdiği üzerinde durmakta. Profesyonelliği, azmi ve çabaları göz önünde bulundurularak 2005 yılında Rory Peck for Freelancers ve 2006 yılında Bucerius Doğu Avrupa'da Özgür Basın ödüllerini aldı.

 

Ibrahim Yağan: Nalçik, Kabardey Balkar Çerkes Kongresi Başkanı. “For Human Rights” (İnsan Hakları İçin) isimli sivil toplum örgütünün kurucularından. Yağan, 1992 yılında Abhaz-Gürcü savaşında Kabardey taburu komutanlığını yapmış eski bir albaydır. Dört yıl boyunca Uluslararası Çerkes Birliği’nin yönetici kadrosunda yer aldı. 2000 yılında kuruluşa FSB veya Rus gizli servislerince yapılan tacizleri protesto ederek UÇB’den istifaen ayrıldı. Yağan, Sovyetler döneminde diktatör Josef Stalin'in emriyle kırılan Çerkes atlarının eğiticisi olarak da tanındı. Diaspora içinde de aktif olan Yağan, büyükannesi Çerkes olan Ürdün Prensi Ali bin El-Huseyin'in Ürdün'den Kuzey Kafkasya'ya atla geçişi fikrini oluşturan kişidir. Prens Ali'nin at üstünde gerçekleştirdiği yolculuk Çerkes dünyasında anavatan Kafkasya'ya geri dönüşün simgesi haline gelmiştir. (KAFKASEVİ)







Sizde yorumunuzu eklemek için tıklayın.
Yorumlar
Tüm yorumları görüntülemek için tıklayın.
dilber ünlü - ist
27 / 05
herşey iyi bu yazılıp çizilenler ana fikir olarak bize fazla bi artısı yok şu olmuş bu olmuş icraat yok açıkçası biz bi bulgaristan göçmeni kadar olamıyoruz bi çift vatandaşlık hakkımız bile alınamadı bi sürü prosüdür atalarımız ordan belli yok gidilip kalınacak altı ay kimin zamanı var daha kolaştırılamalı işi yokuşa koşma gibi değil bunlar yapılsında görelim her yol dinliyoruz öyle gitti böyle olduyo icraat gerekli